ARİTMİ VE
ELEKTROKARDİYOGRAFİ
Anestezi Teknisyenleri için
Kalp
kası "çizgili kas" yapısındadır. Ancak iskelet kasından farklı özellikleri
vardır. Kalp kasındaki hücreler arası bağlantı unsurları birbirine komşu kalp
kası hücreleri arasında düşük elektriksel dirençli bölümler oluşturarak,
elektriksel uyarıların kolaylıkla hücreden hücreye yayılmasını sağlarlar. Bu
nedenle, kalp kasının birbirinden elektriksel olarak ayrılmış ventrikül ve
atrium bölümleri kendi içlerinde bütün olarak uyarılırlar. Kalp kasının bu
özelliği "hep ya da hiç kanunu" olarak bilinir.
Kalp
kası elektrofizyolojik olarak uyarılır. Bütün kalp kası hücreleri uyarıları
iletir! Ancak,
ileti hızı kalp kasının değişik bölümlerinde birbirinden farklıdır.
Uyarılan her kasta olduğu gibi kalp kası da uyarılınca kasılır. İskelet kasında
olduğu gibi, kalp kasında da uyarılma ile kasılmanın eşlenmesi kalsiyum
iyonlarıyla gerçekleşir. Kalp kasında hücre içi kalsiyum konsantrasyonu,
kalsiyumu hücre dışına taşıyan aktif pompalar ve sekonder aktif transport
mekanizması ile düşük düzeyde tutulur. Aksiyon potansiyelinin oluşumu sırasında
gerek doğrudan ekstraselüler sıvıdan, gerekse sarkoplazmik retikulumdan hücre
içine geçen kalsiyum iyonları kasılma mekanizmasını harekete geçirir.
|
|
|
Şekil 1.
Kalp kasının kasılmasında Ca++ ve Na’un rolü |
Kalp
kasının bir başka önemli özelliği kendi kendine uyarı doğurabilmesidir. Kalp
kası, dışarıdan herhangi bir uyarı almaksızın (örneğin sinirsel yolla) kendi
kendisine uyarı doğurabilir. Bütün kalp kası hücrelerinde bu yetenek vardır.
Ancak, kalbin bazı bölümlerindeki hücrelerde (SA düğüm, AV düğüm, His Purkinje
sistemi) bu yetenek daha gelişmiştir.
Kalbin
fizyolojik uyarı odağı sinoatrial nod'dur (SA nod). Bu odak, tıp çevrelerinde
sinüs düğümü diye de anılır. Kalbin bu odaktan çıkan ritmik uyarılarla
çalışmasına sinüs ritmi denir. Sinüs düğümünden çıkan uyarı (aksiyon
potansiyeli) kalp kası kitlesi içinde belirli bir yol izleyerek yayılır.
Kalbin
özel ileti sisteminde yer alan bütün hücreler ritmik uyarılar doğurabilirler.
Ancak, bu ritmik uyarıların frekansı sinüs düğümünden Purkinje sistemine doğru
gidildikçe küçülür.
Tablo
1.
Kalbin
ileti sisteminde uyarı hızları
|
|
Ritmik uyarı frekansı |
|
Sinoatrial nod (SA nod) |
60-80 /dk |
|
Atrioventriküler nod (AV nod) |
40-60 /dk |
|
His-Purkinje sistemi |
15-40 /dk |
Şekil 2.
Kalbin
ileti sistemi
Uyarının ulaştığı kalp kası bölümü buna kasılarak cevap verir. Aksiyon
potansiyelinin oluştuğu bölümdeki kalp kası kasılır ve normal seyrini
tamamladıktan sonra gevşer. Normal kalp çalışması, bu kasılma-gevşeme döngüsüyle
ortaya çıkar. Kalp kasının kasılması, kalp odacıklarının içindeki kanı
sıkıştırarak, kan dolaşımı için itici gücü oluşturan basıncı doğurur.
Kalbin
çalışma döngüsü içinde uyarı çıkışında, uyarı çıkış hızında veya uyarının
iletiminde sorun olduğunda klinikte karşımıza kalp hızı değişiklikleri, ileti
blokları veya aritmiler çıkar.
KALP HIZINDAKİ
SORUNLAR
Kalp 1
dakikada erişkin bir kişide 60-100 kere atar. Bu hızın 60’ın altına düşmesi
durmunda bradikardiden, 100’ün üzerine çıkması durumunda ise taşikardiden
bahsedilir.
Normal
kalp ritminin EKG kriterleri aşağıdaki gibidir:
■
Hız: 60-100 vuru/dk
■
Ritm: Düzenli.
■
Uyarı odağı: Her uyarı SA düğümden çıkar
■
P dalgası: Her vuruda aynı görünümdedir, tümü SA düğümden çıkar.
■
PR aralığı: 120-200 msn
■
QRS: 80-120 msn.
Şekil3.Normalsinüs
ritmi
Sinüs Bradikardisi
Uyarı
çıkaran odak sinüstedir (SA düğüm). Fakat kalp hızı normalden daha azdır.
Özellikle yaşlılarda olmak üzere sağlıklı insanlarda sık görülen bir aritmi
tipidir. Aşırı vagal tonusa ya da sempatik tonusun azalmasına bağlı olabileceği
gibi sinüs düğümündeki anatomik değişikliklerden de kaynaklanabilir. Etyolojik
faktörler arasında ilaç etkileri (dijital, neostigmin, propranolol, anestezikler,
antiaritmikler vb.), akut inferior MI, koroner anjiografi, hipoksi, hipotermi,
vagal stimülasyon ve yüksek sempatik blok yer alır. Göz cerrahisi, menenjit,
intrakranyal tümörler, miksödem, gram negatif sepsis ve mental depresyonda da
sinüs bradikardisi görülebilir. İntraoperatif dönemde karşılaşılan aritmilerin
yaklaşık %10’unu oluşturur. Genellikle benign (iyi huylu) bir aritmi tipi
olarak kabul edilir ve diyastol süresini uzattığı, ventrikül doluşunu
arttırdığı için yararlı olduğu söylenebilir.
Sinüs
bradikardisinin EKG kriterleri aşağıdaki gibidir:
■
Hız: 40-60 vuru/dk
■
Ritm: Genellikle düzenli. Sinüs aritmisi eşlik edebilir.
■
Uyarı odağı: Her uyarı SA düğümden çıkar
■
P dalgası: Her vuruda aynı görünümdedir, tümü SA düğümden çıkar.
■
PR aralığı: < 200 msn ve sabit
■
QRS: 80-120 msn.
■
P dalgaları ve QRS kompleksleri arasında 1:1 ilişki sürmektedir. Her QRS
kompleksinin öncesinde bir P dalgası görülür.
■
P dalgası, QRS kompleksi ve T dalgası normaldir.
Şekil 4.Sinüsbradikardisi
Tedavi.
Genellikle gerekli değildir. Ciddi veya ısrarlı bradikardilerde altta yatan
nedene yönelik çabalar dışında sırasıyla atropin (0.5-1.0 mg iv bolus, 3-5 dk.da
bir 0.04 mg/kg ya da yaklaşık 3.0 mg total doza ulaşıncaya kadar yinelenir),
efedrin (5-25 mg iv bolus), dopamin (5-20
mg/kg/dk
iv infüzyon), epinefrin (1-10
mg/dk
iv infüzyon) veya izoproterenol (1-4
mg/dk
iv infüzyon) ile geçici transkütanöz ya da transvenöz pacemaker yerleştirilmesi
gerekli olabilir. Atriyal uyarım genellikle ventriküler uyarıma tercih edilir.
Elektriksel uyarım, sinüs bradikardisinin uzun süreli tedavisinde AV
kontraksiyonun ardışıklığını korumak için ilaç tedavisinden üstündür.
Sinüs Taşikardisi
Uyarı
çıkaran odak sinüs düğümündedir, fakat hızı normalden daha fazladır (> 100/dk).
Bebeklerde ve çocuklarda sık karşılaşılır. Perioperatif dönemde en sık
karşılaşılan aritmi tipidir. En sık görülen nedenleri arasında ağrı, yetersiz
anestezi düzeyi, hipovolemi, hipotansiyon, ateş, hipoksi, hiperkarbi, anemi,
artmış metabolizma hızı, kalp yetersizliği, pulmoner emboli ve ilaç etkileri
(atropin, katekolaminler vb.) yer alır. Tiroid hastalıkları, alkol, nikotin,
kafein kullanımı ve enflamasyon da kalp hızını arttırır. Israrlı sinüs
taşikardisinin altında ise sık olarak bir kalp hastalığı yatar.
Şekil 5.Akut
miyokardiskemisi sırasında ST segment depresyonu ile birlikte seyreden sinüs
taşikardisi(150 vuru/dk)
Sinüs aritmisi
Sinüs
döngüsünün uzunluğunda fazik değişiklikler ile karakterize bir aritmi tipidir.
Uyarı çıkaran odak sinüs düğümündedir, ancak ritm yavaşlayan ve hızlanan
dönemlerle karakterizedir.
Sinüs
aritmisi iki temel biçimde görülür. Solunumsal şeklinde başlıca vagal tonusun
refleks baskılanmasına bağlı olarak kalp hızı inspirasyon ile artar (R-R aralığı
kısalır), ekspirasyon ile azalır (R-R aralığı uzar). Soluğun tutulması ile bu
siklik değişiklikler kaybolur.
Kalp
hızı 60-100 vuru/dk arasındadır. Ritm düzenlidir. PR aralığı sabit, P dalgası,
QRS kompleksi ve T dalgası normaldir. P:QRS ilişkisi 1:1’dir. Sık olarak
görülen ve tedavi gerektirmeyen normal bir ritmdir. Erişkinlerden çok
çocuklarda ve gençlerde görülür. Yaşın ilerlemesi ve otonom işlev bozukluğu (diyabetik
nöropati vb.) ile sıklığı azalır. Genellikle klinik yakınmaya yol açmaz. Kalp
hızının ileri derecede düşmesi durumunda ise bir kaçış ritminin başlamasına
neden olabilir.Tedavi genellikle gerekmez. Eksersiz veya ilaçlarla (atropin,
izoproterenol, efedrin) kalp hızının arttırılması ile aritmi genellikle
sonlanır.
Solunumsal olmayan tipi ise sık olarak dijital fazlalığına bağlıdır. Kalp hızı,
erişkinlerde 100/dk’nın üzerindedir, özellikle yüksek derece ateşi olanlarda
170/dk’ya ulaşabilir. Genellikle yavaş başlar ve yavaş sonlanır.
Ritm
düzenlidir. P:QRS ilişkisi 1:1’dir. P dalgası ve QRS kompleksleri normaldir.
Kalp hızındaki ileri derecede artışlara oluşan miyokard iskemisi nedeniyle ST
segment değişiklikleri eşlik edebilir. Altta kalp hastalığı yatan olgularda uzun
süreli taşikardi atakları miyokardın iş yükünü arttırarak konjestif kalp
yetersizliğine neden olabilir. Taşikardi ile koroner perfüzyonun azalması ST
segment ve T dalgası değişiklikleri ile koroner arter hastalığı bulunanlarda
anjina pektorisi ya da daha ciddi bir başka aritminin gelişmesini
tetikleyebilir.
Şekil 6.Sinüs
aritmisi
Sinüs Duraklaması
Sinüs
ritmindeki bir duraklama ile tanınır. P dalgası ya bir vuruş için ya da sürekli
olarak yoktur. Akut miyokard infarktüsü, dejeneratif kalsifik değişiklikler,
dijital toksisitesi, inme ve aşırı vagal tonus sinüs aresti oluşturabilir.
Tedavisi sinüs bradikardisinde olduğu gibidir.
Şekil 7.Sinüsduraklaması
Prematür Atriyal
Kontraksiyon
Sağ
veya sol atriyumdaki ektopik bir odaktan çıkan bir uyarı ile erken bir atriyal
kontraksiyon (PAC) gelişir. P dalgasının şekli sinüs düğümünden çıkan normal P
dalgasından farklıdır, ters dönmüş olabilir. PR aralığı, uyarı çıkan odağın
yerine ve AV düğümün yanıtsızlığına bağlı olarak normalden kısa veya uzun
olabilir. PAC yalnızca AV düğüm ve ventrikül ileti sistemi üzerinden değil aynı
zamanda geriye doğru atriyumlar üzerinden SA düğüme doğru da yayılır. Bu nedenle
bir prematür atriyal kontraksiyonu izleyen duraklama normalde olduğu kadardır (kompansatuar
duraklama yoktur). Bu durum PAC’ların PVC’lardan ayırt edilmesini sağlayan
önemli bir özelliktir. Bazı durumlarda bir PAC, ventrikül ileti sistemini
yanıtsız olduğu bir dönemde yakalayabilir ve aberan bir yol üzerinden aşağı
doğru yayılarak anormal bir QRS kompleksi oluşturur. Bu durum, aberan
ventriküler iletili PAC olarak adlandırılır ve bir PVC ile karışabilir. RV’ün
derlenmesi LV’den daha uzun sürdüğünden bu durumda en sık görülen patern sağ dal
bloğu (RBBB) paternidir. P dalgasının olması, QRS kompleksinin RBBB paterni
göstermesi, V1’de rsR’ ventrikül kompleksinin bulunması tanıyı
kolaylaştırabilir.
Kalp
hızı PAC sıklığına bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Ritm düzensizdir. P:QRS
ilişkisi genellikle 1:1’dir. P dalgasının şekli değişkenlik gösterir ve bazan
QRS kompleksi ya da T dalgası içinde kaybolabilir. Seyrek olarak P dalgası çok
erken çıktığında ventrikülü yanıtsız döneminde bulabilir ve ventrikülü
uyaramadığından QRS kompleksi oluşmaz. Ventrikül aberasyonu bulunmadıkça QRS
kompleksinin şekli normaldir.
İntraoperatif dönemde görülen aritmilerin %10 kadarı PAC’lerden oluşur.
Enfeksiyon, enflamasyon, miyokard iskemisi, ilaç etkileri, gerginlik, tütün,
alkol ve kafein kullanımı ile görülebilir. Klinik önemi yoktur ancak sık gelen
PAC’lar daha ciddi aritmileri (SVT, VT) tetikleyebilir ya da dijital
entoksikasyonunun belirtisi olabilir.
Tedavi.
Gerekmez. Hemodinamiyi bozan PAC’larda ise dijital, verapamil veya
b
blokörler kullanılabilir.
|
Şekil 8.Prematüreatriyal
erken vurular.
|
Paroksismal
Supraventriküler Taşikardi
Paroksismal supraventriküler taşikardi (PSVT) genellikle dar QRS
komplekslerinin olduğu normal P dalgalarının ise görülmediği hızlı ve düzenli
bir ritmdir. Genellikle birden başlayan ve birden sonlanan bir ritmdir.
Düzensiz bir ritm olan atriyal fibrilasyondan ve flutter dalgalarının
görülebildiği atriyal flutterdan ayırt edilmesi kolaydır.
Kalp
hızı 150-250/dk arasındadır. Uyarı farklı atriyal odaklardan çıkmadığı sürece
ritm düzenlidir. P:QRS ilişkisi genellikle 1:1 şeklindedir, sık olarak P
dalgasının QRS kompleksi içine girmesi ile bu ilişki bozulabilir. QRS kompleksi
aberan ileti olmadığı sürece normaldir ancak iskemiye bağlı olarak ST ve T
değişiklikleri gözlenebilir. Ventrikül aberasyonu oluştuğunda ventrikül
taşikardisinden ayırt edilmesi zorlaşabilir. SVT’nin sinüs taşikardisi, AF ve
atriyal flutter ile karışması da mümkün olabilir. Bu ritmlerin birbirinden ayırt
edilmesinde karotis masajı, iv edrofonyum (5-10 mg) ve özofageal EKG kaydı
yararlı olabilir.
Paroksismal SVT normal yetişkinlerin % 5’inde, WPW sendromu olanlarda ve aberan
ileti yolu sendromu bulunan hastalarda sık olarak gözlenebilir. İntrensek kalp
hastalıkları (mitral kapak hastalıkları, koroner arter hastalıüğı,
hipertansiyon, konjenital kalp hastalıkları), tirotoksikoz, dijital toksisitesi,
pulmoner emboli ve gebelikte de görülebilir. Anestezi sırasında görülen
aritmilerin %2.5’unu oluşturur. Anestezi öncesinde sigara içimi, alkol, kafein
kullanımı sıklığını arttırır. Anestezi altında otonom sinir sisteminin
tonusundaki değişiklikler, ilaç etkileri, intravasküler volüm kayıpları ve
hipoksemiye eşlik edebilir ve hemodinamiyi bozabilir. 2:1 blok ile birlikte
görülen PSVT genellikle dijital toksisitesini gösterir.
Tedavi.
Yüksek
kalp hızı ve oluşturduğu hemodinamik bozulma nedeniyle mutlaka tedavi
edilmelidir. Bu amaçla şu adımlar izlenebilir:
|
|
Karotis sinüs masajı (tek taraflı) gibi vagal manevralar |
|
|
Adenozin. Bir antekubital ven ya da tercihan santral venden 6 mg iv hızlı
uygulanan adenozin yanıt alınamadığında 12 mg dozda yinelenir. |
|
|
Verapamil (2.5-10 mg iv) AV nodal yeniden girişli taşikardilerin %90’ını
sonlandırır. |
|
|
Esmolol ( 1 mg/kg bolus, 50-200
mg/kg/dk’da
infüzyon) |
|
|
Propranolol 0.5 mg iv yineleyen dozlarda. |
|
|
Edrofonyum 5-10 mg iv yineleyen dozlarda. |
|
|
Hipotansiyon da eşlik ediyorsa fenilefrin (100 mg iv) |
|
|
Kısa etkili dijital preparatlarından biri ile iv dijitalizasyon: ouabain
(0.25-0.5 mg iv), digoksin (0.5-1.0 mg iv) |
|
|
Hızlı overdrive pacing |
|
|
|
Şekil 9.
Paroksismal atriyal taşikardi. |
Atriyal Taşikardi
Atriyum
hızı genellikle 150-200 vuru/dk arasındadır. P dalgasının şekli normal sinüs P
dalgasından farklıdır. Atriyum hızı aşırı yüksek olmadığında AV ileti de deprese
değilse her P dalgası ventriküle iletilebilir. Atriyum hızı arttığında ise AV
ileti bozulabilir, Wenkebach (Mobitz Tip I) ikinci derece AV blok gelişebilir.
Sık olarak prematür ventrikül kontraksiyonları ile birliktedir. Olguların
yarısında atriyum hızı düzensizdir. Atriyal flutterın aksine P dalgaları
arasındaki intervallerde izoelektrik hat tüm derivasyonlarda görülebilir.
Blok
ile birlikte olan atriyal taşikardi sık olarak koroner arter hastalığı, kor
pulmonale veya dijital fazlalığına bağlıdır. Dijital alan olgularda hipokalemi
ile görülme sıklığı artar. Bu olgularda atriyal taşikardinin tedavisi diğer
atriyal taşiaritmilerde olduğu gibidir. Diğer olgularda ise ventrikül hızını
düşürmek üzere dijital (yavaş) uygulanabilir. Tedaviye klas IA, IC veya III (amiodaron)
grubu antiaritmik ilaçlar eklenebilir. Dijital alan olgularda ise dijital
tedavisi sonlandırılmalı; serum potasyumu yüksek değilse oral ya da iv potasyum
klorür verilmeli, ritm izlenerek lidokain, propranolol veya fenitoin gibi
antiaritmik ilaçlar uygulanmalıdır.
Şekil 10.Atriyaltaşikardi
Atriyal flutter
Atriyumdaki iritabl bir odaktan atriyal taşikardiye kıyasla daha hızlı uyarı
çıkmasına bağlı olarak görülen bir ritmdir. Çok hızlı bir ritm olduğundan
genellikle AV blok ile birliktedir. Testere dişi görünümündeki P dalgaları (F
dalgaları) ile karakterizedir. F dalgaları en iyi V1, II ve özofageal
derivasyonlarda görülür ve bu derivasyonlarda genellikle pozitiftir.
İki
tipte olabilir. Klasik ya da tip 1 atriyal flutterda atriyum hızı genellikle
250-350/dk civarındadır. Ventrikül hızı 2:1 veya 3:1 AV blok nedeniyle 150/dk
civarındadır. Atriyal ritm düzenlidir. Ventrikül ritmi de AV blok sabit ise
düzenli, değişken blok olduğunda ise düzensizdir. P:QRS ilişkisi genellikle 2:1
kadardır ancak 2:1 ile 8:1 arasında değişebilir. Kinidin ve amiodaron gibi
antiaritmiklerin kullanımı ile atriyum hızının 200 vuru/dk’ya indirilmesi
ventrikül hızının atriyum hızına eşitlenmesine neden olabilir. QRS kompleksi
normaldir ancak T dalgaları F dalgalarının içinde kaybolur.
İkinci
tipteki atriyal flutterda atriyum hızı 350-450 vuru/dk kadardır. Sürekli bir
elektriksel aktivite olduğundan flutter dalgaları arasında izoelektriksel hattın
görülmesi mümkün olmaz.
Atriyal
fluter atriyal fibrilasyondan daha az görülen bir aritmi tipidir. Bu ritm
genellikle altta yatan ciddi bir kalp hastalığını gösterir. Koroner arter
hastalığı, mitral ya da triküspit kapak hastalığı, septal defektler, atriyum
dilatasyonu,pulmoner emboli, hipertiroidi, kalp travması, açık kalp cerrahisi,
malign kalp tümörleri, perikardit ve miyokardit bu tür nedenler arasındadır.
Kalp dışındaki nedenler arasında ise tirotoksikoz, hipoksi, alkolizm
sayılabilir.
Tedavi.
Stabil
bir ritm değildir, kendiliğinden sinüs ritmine ya da AF’a dönme eğilimi
gösterir. Başlangıç tedavisi ileri yaşam destek protokolüne [T.G.1]uygun olarak
seçilmelidir. Sık olarak tercih edilen tedavi yöntemi olan senkron DC, nispeten
yüksek bir enerji düzeyi (100 joule) ile başlatılmalı ve yinelenmesi
gerektiğinde enerji düzeyi giderek arttırılmalıdır. Hızlı atriyal pacing pek çok
olguda ritmin sinüs ritmine ya da yavaş ventrikül yanıtlı atriyal fibrilasyona
dönüşmesini sağlar. Bu amaçla cerrahi sırasında gelişen atryial flutterda
atriyal pace tellerinden ya da DC donanımının bulunmadığı durumlarda özofagus ya
da sağ atriyuma yerleştirilen bir kateterden yararlanılabilir. Hemodinamiyi
bozmayan atriyal flutter tedavi edilmeksizin de bırakılabilir.
Esmolol
(1 mg/kg iv bolus 200
mg/kg/dk
infüzyon)) veya diğer
b
blokerler ventrikül yanıtını düşürmek amacıyla kullanılabilir. Verapamil (5-10
mg iv ve ardından 5
mg/kg/dk
infüzyon) veya diltiazem (0.25 mg/kg) denenebilir. Yeni başlamış atriyal
flutterda başarılı olma şansları daha yüksektir.
Israrlı
atriyal flutterda kısa etkili dijital preparatları (digoksin, deslanozid)
denenebilir. Bu ilaçlar genellikle atriyal fibrilasyon gelişmesine neden olur ve
tedavinin sonlandırılması ile sinüs ritmine geri dönüş olur.
Bu
hastalarda ventrikül hızı dijital, kalsiyum antagonistleri ya da
b
blokörler ile yavaşlatılmadan klas I grubu antiaritmiklerin kullanılması flutter
hızını azaltıp AV iletiyi arttırarak ventrikül hızının atriyum hızına ulaşmasına
neden olabileceğinden kontrendikedir.
Şekil 11.Atriyalflutter.
Atriyal Fibrilasyon
EKG’de
P dalgalarının görülemediği düzensiz, çok hızlı fibrilatuar aktivitelerden
oluşan bir atriyal ritmdir. Atriyumun elektriksel aktivitesi EKG’de küçük,
düzensiz izoelektrik hat oynamaları şeklindedir ve değişken amplitüd ve formda
hızlı f dalgalarından oluşmaktadır (Şekil 12).
Atriyum
hızı 350-500/dk arasında, ventrikül hızı ise 60-170/dk arasındadır. WPW sendromu
olan hastalarda ise ventrikül hızı 300 vuru/dk’yı aşarak VF gelişmesine neden
olabilir. Ritm ileri derecede düzensizdir. P dalgası olmadığından P:QRS
ilişkisi değerlendirilemez. QRS kompleksleri normaldir.
Şekil 13.Atriyalfibrilasyon
AF sık
görülen bir aritmi tipidir. Sıklığı yaşın ilerlemesi ile artar. Etyolojik
faktörler, atriyal flutterda olduğu gibidir. Sık olarak ciddi kalp yetersizliği
ile birliktedir. Hemodinamik önemi de atriyal fluttera benzer. Atriyal katkının
olmaması nedeniyle kardiyak output düşebilir. Hemodinamik değişikliklere ek
olarak sol atriyum kavitesi ya da apendiksindeki trombüs oluşumu ile pulmoner ve
sistemik emboli riski doğurur. Mitral stenoz ve AF olanlarda bu risk daha
yüksektir.
Tedavi.
AF olan
hastalarda atriyumlar genellikle normal değildir, ileti süreleri ve boyutları
artmıştır. Ventrikül hızını düşürmek için en sık kullanılan ilaç digoksindir.
Perioperatif dönemde esmolol, propranolol, verapamil ve diltiazem de etkili
olabilir. Prokainamid aritmiyi sonlandırabilir.
AF’un
aniden başladığı ve yüksek bir ventrikül hızı ile birlikte olduğu hastalarda ve
akut hemodinamik dekompansasyon oluştuğunda seçkin tedavi yöntemi
kardiyoversiyondur. Transtorasik şok yetersiz kaldığında bir sağ atriyum
kateteri ile yüksek enerjili şok etkili olabilir. DC kardiyoversiyon olguların
%90’ında sinüs ritmine dönüşü sağlar. Sinüs ritminin sürdürülmesinde klas IC
ilaçlar yararlı olabilir. Kalp yetersizliği bulunmayan olgularda kalp hızını
düşürmek amacıyla dijital,
b
blokörler veya Ca kanal blokörleri kullanılabilir.
Prematür Ventrikül
Kontraksiyonları
PVC’lar,
AV kavşak altındaki bir ektopik odaktan çıkan uyarılar ile oluşur. Miyokard veya
ileti sisteminin herhangi bir yerinde oluştuğu ve iletildiği için geniş (0.12
sn) ve acayip şekilli bir QRS kompleksi oluşur. ST segmenti genellikle QRS
kompleksinin aksi yöndedir. PVC’a P dalgasının eşlik etmediği ancak atriyumların
geriye doğru depolarizasyonu ya da bir sinüs vurusunun bloke olduğu durumda
tanıda karışıklık olabilir. En büyük karışıklık aberan ventriküler ileti
gösteren PAC’larındadır.
Bir
PVC, sinüs düğümüne ulaşır ve onun normal sinüs ritmini bozar. SA düğümün
izleyen depolarizasyonu bloke edilirken bir sonraki sinüs vurusu zamanında
oluşur (erken gelen QRS kompleksinin öncesindeki ve sonrasındaki ilk normal QRS
kompleksleri arasındaki sürer iki normal QRS kompleksi arasındaki sürenin tam
iki katıdır). Sonuçta kompansatuar bir duraklama (PVC ile beklenen fakat AV
düğümde bloke edilen normal QRS arasındaki aralık ile normal sinüs aralığının
toplamı) oluşur.
Şekil 13.Prematüreventriküler
vurular (PVC)
PVC’lar
yaşın ilerlemesi ile artar. Anestezi sırasında sık (%15) görülen bir aritmi
tipidir. Önceden kalp hastalığı bulunanlarda ise çok daha sıktır. Bilinen diğer
etyolojik faktörler arasında elektrolit ve kan gazı anormallikleri, ilaç
etkileşimleri, beyin sapının uyarılması, kalbe travma, enfeksiyon ve cerrahi yer
alır.
Kalp
hızı sinüs hızına ve PVC’ların sıklığına bağlı olarak değişir. Ritm düzenlidir.
P:QRS ilişkisi, P dalgası olmadığından yoktur. QRS kompleksi geniş (>0.12 sn) ve
anormal şekillidir.
Yeni
ortaya çıkan PVC’lar, VT ve VF’a ilerleyebileceğinden yaşam tehdit edici
aritmiler olarak kabul edilmelidir. Koroner arter hastalığı, miyokard infarktüsü,
hipokalemi ile birlikte olan dijital toksisitesi ve hipoksemi bu açıdan önem
arzeder. Çok sayıdaki, farklı odaklardan çıkan, ikili gelen (Şekil 14), bir
önceki depolarizasyonun hassas dönemine denk gelen (R on T) PVC’lar özellikle
tehlikelidir.
Tedavi.
İlk
adım altta yatan anormalliklerin (azalmış serum potasyumu, düşük arteryel
oksijen basıncı, düşük/yüksek kalp hızı) düzeltilmesidir. Daha sonra lidokain
(1.5 mg/kg) seçkin tedavi yöntemidir. Yineleyen PVC’lar lidokain infüzyonu
(20-50
mg/kg/dk),
esmolol, propranolol, bretilyum, prokainamid, kinidin, verapamil, dizopiramid,
atropin ve overdrive pacing ile tedavi edilebilir. Uzun süreli oral tedavide ise
klas I ve II grubu ilaçlar yararlı olabilir.
Şekil
14.Bigemine (üstte) ve salvo halinde gelen (altta) PVC’lar
Ventrikül Taşikardisi
Ventrikülden yineleyerek çıkan ektopik vurulardan oluşan hızlı ve yaşam tehdit
edici bir ritmdir. Birden ya da yavaş bir şekilde başlayabilir.
Kalp
hızı 70-250 vuru/dk’dır. Ritm genellikle düzenlidir ancak ventrikül taşikardisi
paroksismal ise düzensiz de olabilir.
P:QRS
ilişkisi sabit değildir. Ventrikül taşikardisi bir tür AV disosiasyon olduğundan
P dalgası genellikle ayırt edilemez. QRS kompleksi geniştir (>0.12 sn)
Şekil 15.Ventrikültaşikardisi
Klinik
bulgular ventrikülhızına, altta yatan kardiyak veya periferik vasküler hastalığa
bağlıdır.Olguların yarısından fazlasında iskemik kalp hastalığı bulunur. Diğer
etyolojik faktörler arasında hipoksemi,iskemi ve ventrikül anevrizması yer alır.
Akut gelişen VT yaşam tehdit edicibir aritmidir ve hızla tedavi edilmesi
gerekir. Hemodinami dengede ise tedaviyeiv bolus lidokain ile başlanır ve
gerekiyorsa infüzyon ile sürdürülür.Prokainamid de uygulanabilir. Kinidinin iv
uygulaması hipotansiyon riskitaşıdığından tercih edilmemektedir. Amiodaron da
etkili olabilir. Aritmi medikaltedaviye yanıt vermiyorsa ya da hemodinami
bozuluyorsa (hipotansiyon, şok,anjina, konjestif kalp yetersizliği, serebral
hipoperfüzyon) acilkardiyoversiyon (10-50 joule) gerekliolur. DC şok hemen
mümkün olamadığında göğüse vurulan bir yumruk darbesi VT’yisonlandırabilir.
Yineleyen VT atakları prokainamid, bretilyum veya benzer bir antiaritmik ilaç
ile tedaviedilebilir.
Torsades de Pointes
Değişken amplitüdlü QRSkomplekslerinin izoelektrik hattın iki tarafında dans
eder biçimde görülmesiylekarakterize, 200-250 vuru/dk hızında bir ventriküler
taşikardi tipidir.
Şekil 16.Torsades
de Pointes
Doğumsal olabileceği gibi ciddi bradikardi, potasyum azlığı, klas IA ve bazı
klas IC ilaçların kullanılması ile de görülebilir.
Tedavi.
Bu hastaların çoğunda klas IA ve IC ilaçlardan bazılarının kullanılması zaten
uzun olan Q-T aralığını daha da uzatarak aritminin kötüleşmesine neden olabilir.
Klas IB grubu ilaçlar denenebilir. İntravenöz magnezyum yararlı olabilir. Geçici
ventrikül ya da atriyum uyarımı ventrikül taşikardisini durdurabilir. Q-T
uzunluğunun nedeni bulunmalı ve mümkün ise tedavi edilmelidir. Q-T normal
olduğunda ise standart antiaritmik ilaçlar verilebilir.
Ventrikül fibrilasyonu
Ventriküldeki bir ya da birkaç odaktan peşi sıra çıkan uyarıların oluşturduğu
düzensiz bir ritmdir. Ventrikül kontraksiyonları düzensizdir ve EKG’de değişen
şekil ve konfigürasyonlarda paternler gözlenir. P dalgası yoktur.
Şekil
17.Ventrikül fibrilasyonu
Önemli
nedenleri arasında miyokard iskemisi, atriyal fibrilasyon, çok yüksek hızlı
ventrikül aritmileri, kardiyoversiyon, hipoksi, hipotermi, elektrikli cihazların
iyi topraklanmaması, ventrikülün elektriksel uyarımı, elektrolit dengesizliği ve
ilaç etkileri (antiaritmikler) yer alır.
Kalp
hızı yüksek ve sıklıkla değişkendir. Ritm tamamen düzensizdir. P:QRS ilişkisi
görülemez. QRS kompleksleri, ST segmenti ve T dalgaları yoktur.
Etkili
bir kardiyak debi olmadığından yaşam yapay yöntemler ile sürdürülmelidir.
Tedavi.
VF
kendiliğinden sonlanma şansı olmayan ve müdahele edilmezse fatal sonuçlanan bir
aritmi tipidir. Kardiyopulmoner resüsitasyon hemen başlatılmalı ve mümkün
olduğunca hızlı bir şekilde defibrilasyon (200-400 joule) uygulanmalıdır. Erken
uygulanan defibrilasyonun başarı şansı daha yüksektir. Sinüs ritmine dönmesine
karşın dolaşım hala yeterli değilse eksternal kalp masajı ve yapay solunum
sürdürülmelidir. Destekleyici tedavi yaklaşımları arasında propranolol,
bretilyum ve lidokain yer alır. Bazı durumlarda epinefrin, kaba fibrilasyon ve
ardından defibrilasyon elde etmek çabası ile kullanılabilir.
Sinüs
ritmi elde edildikten sonra ritmin sürekli izlenmesi ve VF’un yinelemesini
önleyecek tedavi yöntemlerinin (lidokain, prokainamid,bretilyum, kinidin,
dizopiramid, amiodaron) uygulanması zorunludur.
Kalp blokları (İleti
defektleri)
İleti
defektleri ya da kalp blokları geçici veya kalıcı olarak anatomik ya da
işlevsel bir bozukluk sonucunda uyarı oluşumundaki veya iletimindeki
bozukluklardır. Cerrahide, pulmoner arter kateterizasyonu sırasında ya da
miyokard iskemisine bağlı olarak da gelişebilen iletim defektleri özellikle
yüksek dereceli olduklarında hemodinamiyi bozabileceklerinden intraoperatif
dönemde tanınmaları önemlidir.
Üç tip
blok ayırt edilebilir: SA blok, AV blok ve intraventriküler blok.
Atriyoventriküler
bloklar
SA
düğümden çıkan uyarının ventriküllere iletimindeki kusurlardan oluşan ileti
bozukluklarıdır. Üç tipte görülebilir.
|
|
10
AV blok |
|
|
20
AV blok
|
|
Mobitz tip I |
|
|
Mobitz tip II |
|
|
|
30
AV blok (tam kalp bloğu) |
10
Atriyoventriküler Blok
SA
blok, sinüs düğümünde oluşur. Atriyal eksitasyon (uyarılma) oluşmadığından
EKG’de P dalgası görülmez. İzleyen vuru ise normal bir sinüs vurusu, nodal kaçış
vurusu (şekil) veya ventriküler ektopik bir vuru olabilir.
10
AV blok normal kalpte de görülebilirse de koroner arter hastalığı ve dijital
uygulamasına eşlik etmesi daha sıktır. PR aralığının 0.21 sn.den daha uzun
olması ile karakterizedir. Tüm atriyumdan çıkan uyarılar AV düğüm üzerinden
Purkinje sistemine iletilir. Genellikle tedavi gerektirmeyen bir ileti
bozuklukluğudur (Şekil 18).
Şekil
18.Birinci derece atriyoventrikülerblok
20
Atriyoventriküler Blok
İkinci
derece AV kalp bloğunda atriyumlardan çıkan uyarıların tümü AV düğüme ve
Purkinje sistemine iletilememektedir.
İki alt
tipi bulunur.
1.
Mobitz tip I’de (Wenkebach) blok PR aralığının giderek uzaması ve sonuçta bir P
dalgasının olmayışı ile karakterizedir (Şekil 19).
Bu blok
tipi nispeten benigndir ve sıklıkla kendiliğinden kaybolur, pacemaker
gereksinimi doğurmaz. Genellikle dijital toksisitesi ve iskemik kalp
hastalığından kaynaklanır.
Şekil
19. Mobitz tip I (Wenkebach) blok
2.
İkinci derece kalp bloğunun diğer tipi Mobitz tip 2 AV kalp bloğudur. Bu daha az
görülen ama daha ciddi bir bloktur. PR aralığında herhangi bir artış olmaksızın
bir P dalgası birdenbire kaybolur. Sıklıkla tam kalp bloğuna ilerlediğinden
ciddi bir blok tipidir ve pek çok majör cerrahi girişim öncesinde pacemaker
konulmasını gerektirir.
Şekil20.Mobitz
tip II blok
30
Atriyoventriküler Blok
Üçüncü
derece kalp bloğu tam kalp bloğu olarak da adlandırılır. Atriyumdan çıkan
elektrik aktivitesi Purkinje sistemine iletilemediğinde oluşur. Atriyal ve
ventriküler kontraksiyonların birbiriyle ilişkisi kaybolmuştur. İki sistemin de
ritmi düzenli olabilir. Ventrikül hızı yaklaşık 40 vuru /dk kadardır. Uyarı
çıkaran odak AV düğümde olduğunda QRS kompleksinin şekli normaldir. Fakat uyarı
ventrikülden çıkıyorsa genellikle 0.12 sn.den geniştir (Şekil 21).
Şekil
21. Üçüncü derece atriyoventriküler blok. Pdalgaları oklarla gösterilmiştir.
İntraventriküler İleti
Blokları
İleti
kusuru, ventriküllerdeki ileti dallarındadır. Sol dal bloğu, sağ dal bloğu ya da
hemiblok şeklinde sınıflandırılır.
• RBBB :
Tam olan ve tam olmayan
• LBBB:
Tam olan ve tam olmayan
– Sol
fasiküler blok
– Sol
anterior hemiblok
– Sol
posterior hemiblok
•
Bifasiküler blok
– RBBB +
Sol anterior hemiblok
– RBBB +
Sol posterior hemiblok
– Değişen
LBBB/RBBB
– AV
ileti bozukluğu + LBBB veya RBBB
•
Trifasiküler blok :
–
Bilateral dal bloğu ve AV ileti defekti
•
Belirsiz : Yukarıdaki sınıflara girmeyen intraventriküler ileti blokları
Sol Dal Bloğu
Sol dal
bloğu, intraventriküler ileti bozuklukları içinde en ciddi olanıdır. Uyarılar
sol ventriküle sağ dal üzerinden ulaştığından QRS kompleksi geniştir (>0.12 sn),
I, aVL ve V6’da geniş ve çentikli bir P dalgası vardır (Şekil 21). Bir LBBB
paterni hemen daima ciddi bir kalp hastalığına eşlik eder.
Şekil
22.Sol
dal bloğu. QRS’in geniş; V1’derS, V6’da çentikli rR’
I,aVL
ve V6’da geniş veçentikli P olduğuna dikkat ediniz.
Sağ Dal Bloğu
Sağ dal
bloğunda (RBBB) QRS kompleksi 0.11 sn.den geniştir ve V1-V3 derivasyonlarda
geniş bir rSR’ kompleksi, I ve V6’da ise geniş S dalgaları ile karakterizedir
(Şekil 23) . RBBB klinik bir anlam taşımayabileceği gibi kronik akciğer
hastalıklarında ve atriyal septal defektte sık olarak görülmektedir.
Şekil
23.Sağ dal bloğu. QRS>0.11sn, V1-V3’de geniş rSR’ ve I, V6’dageniş S
dalgalarına dikkat ediniz.
İdiyoventriküler Ritm
Ventriküler kaçış ritmi, uyarı çıkaran daha yüksek merkezler ventrikülü uyarmada
yetersiz kaldığında ortaya çıkan koruyucu bir kaçış mekanizmasıdır (Şekil 24).
Ventriküler kaçışlar EKG’de yavaş bir hız, geniş QRS dalgaları, P dalgalarının
olmayışı ile ayırt edilir. Yavaş bir ventriküler kaçış ritmi, kötü bir
işarettir. Tedavi, yapay ventriküler pacemaker uygulamasından ibarettir.
Şekil 24.Ventriküler
kaçış ritmi(idiyoventriküler ritm)
elektrokardiyografi :::: |