|
DOĞAL
AFETLER VE DEPREM
Doğal
afetler,toplumun normal yaşama düzenini bozan ve toplumun bu düzene uyum sağlama
kapasitesini aşarak,uluslararası yardım gerektiren ekolojik olaylardır.
Doğal afetler
tanımı içine ;depremler,su baskınları,toprak kaymaları,büyük
yangınlar,kasırgalar,volkanik patlamalar ve kuraklık,vb. girer.
Doğal
afetlerin özellikleri ; genellikle ani ve beklenmeyen bir zamanda
olmaları,insanlarda ve hayvanlarda binlerce hatta onbinlerce can kaybı ve
yaralanma ile birlikte yapılarda büyük yıkım yapmalarıdır.
Deprem,yerkabuğunun belirli bir kısmının ani olarak hareketlenmesi ve arkasından
gelen seri titreşimlerden oluşan ekolojik bir olay olarak tanımlanır.Depremler;
neden oldukları ölüm, yaralanma, sakatlık,büyük mal
kaybı,su,kanalizasyon,elektrik,iletişim,eğitim,sağlık ve benzer hizmetlerin
aksaması,psikolojik sorunlar ve ekonomik kayıplar nedeni ile büyük sorun
oluştururlar.
Doğal
afetlerin pek çoğu önlenemese de çığ,toprak kayması,sel gibi afetlerde önleme
çalışmalarının sonuca büyük etkisi olmaktadır.Ancak depremler önlenememektedir
Ülkemizde en
sık görülen doğal afet türü depremlerdir.Ülkemizde deprem görülme sıklığıda
diğer ülkelere göre yüksektir.Türkiye de her 10.6 ayda bir deprem olurken,bu
sayı İran için her 15.6 ayda bir,Japonya için ise her 16.8 ayda
birdir.Topraklarımızın %91’i,nüfusumuzun %98’i ve barajlarımızın da %92’si
deprem kuşağı içindedir.Türkiye bu deprem tablosu ile ,dünya büyük deprem
sıralamasında en önde ,can kaybı yönünden ise ikinci sıradadır.
DEPREMLERDE BİRİNCİL KORUMA:
Depremlerde
koruyucu hizmetler sınıflandırılmalı ve gerçekleşen afetin felakete dönüşmesini
engellemek için plan yapılmalıdır.Afet öncesi durum saptamada toplum ve bölgeye
ilişkin,coğrafi,demografik özellikler, yapıların niteliği,personelin nitelik ve
niceliği,araç,gereç,tıbbi ve diğer malzemelerin miktarı sağlık kuruluşlarının
olağan ve acil durum kapasiteleri ile önceki afet deneyimleri gözönüne
alınmalıdır.
Sağlık örgütü
de depreme kendi açısından hazırlıklı olmalıdır.Hekimler başta olmak üzere
sağlık personeli önce mesleki eğitimleri sırasında ,sonra da çeşitli kurslar
kanalıyla afetlerdeki sağlık hizmetleri konusunda eğitilmelidirler.
“Afetlerde
çevre sağlığı önlemleri”,”afetlerde beslenme”, “afetlerde ilk yardım” türü el
kitapları hazırlanıp özellikle risk altında bulunan bölgelerdeki personele
dağıtılmalıdır.
DEPREMLER NEDEN İNFEKSİYON KAYNAĞIDIRLAR:
Geçmişte ki
depremler sonrasında edinilen tecrübeler göstermiştir ki,gerçekte depremler
sonrasında ortaya çıkan infeksiyon hastalıkları sanıldığı kadar çok
değildir.Büyük bir afet sonrasında hayatta kalanların infeksiyona maruz kalma
riski,infeksiyon kontrol çalışmalarının aksamasından veya tamamen durmasından
kaynaklanır.Afeti takiben infeksiyon riski,infeksiyon kontrolü ve rutin
sürveyans ölçümleri 3 şekilde etkilenir.
1.Var olan
bulaşın artması,
2.Toplum
duyarlılığındaki değişiklikler,
3.Sisteme yeni
patojenlerin katılması.
Zaten var olan
kişiler arasındaki bulaş bu tür afetlerde daha da artar. İnsanların topluca bir
arada yaşama zorunlulukları ile hava kaynaklı patojenlerin bulaşı artar. 1979 da
Dominik Cumhuriyetinde kasırga afeti sonrasında insanların kalabalık yaşam
koşullarından kaynaklandığı düşünülen hepatit,gastroenterit ve kızamık
infeksiyonlarında artış tespit edilmiştir.
Su kaynaklı
patojen organizmaların da bu tür afetlerde geçişi artmıştır.Çünkü afet mevcut su
kaynaklarını ve şehir su şebekesini kullanılamaz hale getirmiştir ve bu nedenle
temiz su kullanımı kısıtlanmıştır.
Gıda kaynaklı
bulaşta,gıdaların uygun koşullarda muhafaza edilememesi ve kontamine su ile
temas sormludur.
Hayvan ve
böcek kaynaklı bulaşta da artma gösterilmiştir.1963 te Haiti depreminden önce
konutlar spray insektisidler ile korunurken,yıkımdan sonra bu korunma ortadan
kalkmış ve malarya epidemisi olmuştur.
Afetzedelerin
kişisel hijyen kurallarına uymamasından ve diğer halk sağlığı kurallarının
yerine getirilmemesinden kaynaklanan infeksiyon hastalıklarında artış
olmaktadır.
Yine
infeksiyon kontrol programları çerçevesinde yapılan rutin aşılama hizmetlerinin
yapılamaması, toplumun duyarlı kesiminde örneğin çocuklar ve yaşlılarda
infeksiyon riskini artırmaktadır.
Hastalıkla
mücadeledeki parametrelerin ki bunlar temiz su kaynakları,gıda ve diğer ihtiyaç
malzemelerinin transportu da afet sırasında bozulmaktadır.Afet sonrasındaki
psikolojik stres de kişileri infeksiyona duyarlı hale getirmektedir.Doğal
afetlerde genelde yörede önceden olmayan infeksiyonlar afetlerden sonra da çok
nadir görülür.Kolera veya
tifo gibi
infeksiyonlar endemik olmadıkça veya bölgeye dışarıdan gelenler tarafından
taşınmadıkça çok fazla beklenmez.Afetten etkilenen topluluğun duyarlılığı,malnütrisyon,çevresel
strese maruz kalma ve afet sırasındaki yaralanmalardan etkilenir.
Diyabet,pulmoner
hastalıklar,kalp hastalığı veya böbrek hastalığı gibi kronik hastalığı olan
kişilerde zaten var olan infeksiyon duyarlılığı afetlerde normal tedavi
programının aksamasından dolayı artar.Örneğin diyebetik hastanın ilaçlarını uzun
dönem alamaması hastayı yumuşak doku infeksiyonu,idrar yolu infeksiyonu gibi
diabetin komplikasyonlarına daha duyarlı hale getirir.
İnfeksiyöz
ajanlar afet bölgesine dışarıdan da getirilebilir.Bir kurtarma ekibinin
elemanının influenza semptomları ile çalışmaya katılması afetten sağ kurtulanlar
arasında bir salgına neden olabilmektedir.İnfeksiyöz ajanların bölgeye taşınması
kolaydır,çünkü ajanın inkübasyon periodu içinde günümüz şartlarında bölgeler
arasında ki seyahatın hızlı olmasına bağlı olarak ajan bölgeye kolayca
taşınabilir.1983 Columbia depreminde 35 malarya vakası tespit edilmiş ve
kaynağın dışarıdan gelen bir kurtarma elemanı olduğu bildirilmiştir.
DEPREM SONRASI İNFEKSİYONLARDA ETİOLOJİ
Afetin
durumuna göre beklenen infeksiyöz ajan değişir.Kalabalık bir topluluğun bir
arada yaşamasını gerektiren bir afette hava kaynaklı patojenler;respiratuvarbakteriler,virüsler,tüberküloz,legionella,mikoplazma
artar.Özellikle çocuklarda,yaşlı ve düşkünlerde pnömoni gelişme riski akılda
tutulmalıdır.Çadırkentler gibi insanların toplu yaşadıkları yerlerde kış
aylarına doğru meningokok infeksiyonu riski akılda tutulması gereken bir başka
durumdur.Bu amaçla profilaktik aşı veya antibiyotik uygulamasına gerek olmamakla
birlikte,etkin bir sürveyans ve vaka
bildirim
sisteminin kurulması ,hem bu infeksiyon hastalığı hem de diğerlerine yönelik
gerekli önlemlerin alınması açısından önemlidir.
Su kaynaklı
kontaminasyon ile büyük sayılarda infeksiyon vakaları görülebilir.Özellikle
havanın sıcak oluşu felaket bölgesi civarındaki durgun sularda (göl,depolanmış
sular gibi)çeşitli bakterilerin üremesine uygun ortam sağlar.İçme sularına insan
ve hayvan dışkılarının karışması ve takiben bu suların kullanılması akut ishale
neden olabilir.Bu yolla bulaşabilecek patojenlerin başında shigella,salmonella,kolera
ve parazitler gelir.
Gıda kaynaklı
infeksiyonlar enterotoksijenik patojenlerle olur ve yıkanmamış veya saklama
koşullarına uyulmamış gıdalar buna nedendir.Bu vakalarda bulantı,kusma ve
sulu,kansız ishal tablosu saptanır.Antibiyotik tedavisine gerek yoktur.Sadece
sıvı tedavisi gerekir.
Vektör
kontrolünün veya hayvansal aşıların yapılmadığı durumlarda malarya, kuduz ve
veba da beklenmelidir.
Depremin
ikinci haftasından sonra köpek ve fare ısırmalarının arttığı bildirilmiştir.Bu
nedenle başıboş gezen köpekler yok edilmelidirler. Fare ısırığı sonrası kuduz
gelişme olasılığı düşüktür.Ancak yöresel koşullar dikkate alınarak kuduz
profilaksisi düşünülebilir.Fare ısırığı sonrası tetanus aşısı mutlaka
yapılmalıdır.Yine afetten sonra akrep ve yılan sokmaları artmaktadır.Afetzedeler
bu konuda uyarılmalı ve gerekli antiserumlar bölgede hazır bulundurulmalıdır.
Afetin neden
olduğu yaralanmalar da ayrı bir infeksiyon nedenidir.Ezilme
yaralanmaları,yanıklar,radyasyona maruz kalma,kimyasal madde teması ile oluşan
yaralarda,cilt bariyerinin bozulması veya kemik iliği baskılanması nedeni ile
infeksiyona karşı korunma azalır.Buna ilave olarak afet bölgesine kurulan seyyar
çadır hastaneler ve ameliyathaneler de
kullanılan
cerrahi malzemenin yeterli sterilizasyonunun sağlanamaması infeksiyonun diğer
bir nedenidir.
Afetin ilk
saatlerinde de kurtarma personelinin ,hayatta kalanları kurtarma işlemleri
sırasında yaralıya gerekli özenin göstermemesi de o yara için infeksiyon nedeni
olabilmektedir.
Afet
sonrasında artmış infeksiyon hastalıklarına neden olarak;halk sağlığı
hizmetlerinin afet nedeni ile gevşemiş olması,insan kaynaklı radyasyon ve
kimyasal kazalar da gösterilmektedir.
AFET SONRASI TOPLULUK:
Sahaya
olabildiğince kısa bir sürede tam donanımlı bir mikrobiyoloji laboratuvarı
kurulmalıdır.Kolay uygulanabilir testler,basit boyama ve kültür işlemleri
yapılabilmeli ve patojenler tespit edilir edilmez kişinin tedavisi
planlanmalıdır.Erken tanı ile hem hastayı iyileştirecek hem de mikroorganizmanın
yayılması ihtimalini azaltacaktır.İtalya 1984 depreminde risk altındaki
insanlarda rutin tarama testleri yapılmış ve bu sayede infeksiyöz ajan veya
ajanların yayılması önlenmiştir.
YER AFET HASTALIK YORUM
|
1907 Sanfransisco
|
Yangın |
Veba |
Bölge karantinaya
alınamadı. |
|
1918 Minnesota
|
Orman yangını
|
İnfluenza |
Toplu yaşam.
|
|
1963 Haiti |
Kasırga |
Malarya |
Vektör kontrol programı
uygulanamadı. |
|
1976 İtalya
|
Deprem |
Salmonella |
Taşıyıcı sayısı 6-7 kat
arttı. |
|
1979 Dominik Cumhuriyeti
|
Kasırga |
Tifo,hepatit,gastroenterit,kızamık
|
Toplu yaşam ,su şebekesi
hasarı |
|
1983 Columbia
|
Deprem |
Viral Hepatit
|
%121 oranında arttı.
|
|
1983 Ecuador
|
Sel |
Malarya |
7 kat arttı.
|
|
|
|
|
|
AŞILAMA ve ANTİBİYOTİK KULLANIMI:
Aşılama her
zaman afetlerde problem olmuştur.Bu genellikle insan ve bilim gücünün boşa
kullanımı olarak kabul edilmiştir.Aşı uygulamalrında ve kayıt tutulmasında büyük
problemler yaşanmıştır.Dominik Cumhuriyetindeki kasırga felaketi sonrasında tifo
aşısının yapıldığı kişiler başkente en yakın kişiler iken,Haiti sınırındaki tifo
ve paratifonun en yaygın olduğu yerlerdekiler aşılanamamıştır.
Rutin aşılama
programında olan çocuklar için program aynen devam etmelidir.1980 Guatemala
depreminde halkın duyarlılığı sayesinde
daha önce
başlatılmış olan polio,kızamık ve DPT aşı kampanyası deprem sonrasında da devam
etmiş ve başarıya ulaşmıştır.
Afet sonrası
topluluk için aşılama zor olsa da bundan faydalanbilecek bazı kesimler
vardır.Göçük altından sağ kurtarılanlar veya
afet sırasında
herhangi bir nedenle yaralanan; afetzedeye , sağlık personeline veya kurtarma
ekibi elemanına tetanus rapeli primer immünizasyonlarını daha önceden tamamlamış
olmaları koşuluyla uygulanmalıdır.Bununla birlikte örneğin kronik hastalığı olan
veya yaşlı olan bireyler H.influenza,pnömokok veya influenza virusuna karşı
aşılanmalıdır.Sağlık personelinin de altta yatan kronik hastalığı olan risk
grubuna influenza bulaştırma ihtimali vardır bu nedenle sağlık personeli mutlaka
influenzaya karşı aşılı olmalıdır.
Koruma değeri
düşük ve bireysel korunma sağlayan kolera ve tifo aşılarının salgınların
önlenmesinde işlevi yoktur.Zaten aşılar yapılıp kan da antikor düzeyi yükselene
kadar tehlike geçmiş olmaktadır.Aşılama yerine vektör kontrolü,gıda ve su
sağlığı,kişsel hijyen,sağlık eğitimi ve sürveyans hizmetlerine ağırlık
verilmelidir.Benzer şekilde hepatit A ve B aşılarının da rutin uygulamasına
gerek yoktur.A.B.D.’de oral canlı attenüe
aşı Ty21a ve
ısı-fenol ile inaktive edilmiş olan parenteral tifo aşıları kullanılmaktadır.Her
iki aşıda %50-%80 koruma sağlar.Bu tifo aşıları gelişmekte olan ülkelere seyahat
edecek ve uzun süre kalacak,kontamine su ve gıda ile teması muhtemel olan
turistlere, salmonella taşıyıcıları ve laboratuvarlarda S.typhi ile uğraşanlara
önerilmektedir.Oral aşı günaşırı 4 doz yemekten 1 saat önce soğuk içecek ile
alınır.Parenteral aşı ise 4 veya daha fazla hafta ara ile iki doz olarak
yapılır.Koruma yaklaşık üç yıl sürer.
Çeştli
afetlerdeki gözlemler afetlerde yeni hastalıkların görülmediğini olsa olsa
bölgede zaten endemik olarak bulunan hastalıkların insidansının arttığını ortaya
koymuştur.
Deprem
bölgesinde profilaktik antibiyotik kullanımına gerek yoktur.Feleket bölgesinde
yaygın ve uygunsuz antibiyotik kullanımına bağlı olarak ishal tablosu
gelişebilir.Ağır vakalarda klinik,shigella dizanterisini taklit edebilir.
KURTARMA EKİBİNDE KORUNMA:
CDC(Center for
Disease Control) ve Dünya Sağlık Örgütü kurtarma ekibi elemanları için
profilaksi yapılmasını savunmaktadır.Örneğin malaryanın endemik olduğu bölgelere
giden kurtarma ekiplerine kemoprofilaksi uygulanmalıdır.Mümkünse kurtarma
ekibinin tamamının tıbbi geçmişi öğrenilmeli ve afet bölgesine bir etken taşıyıp
taşımadıkları araştırılmalıdır.
HIV ,HEPATİT B ve HEPATİT C İNFEKSİYONU:
Doğal afetler
gibi yaralanmaların çok olduğu olaylarda açık yara ile temaslarda bulaş ihtimali
olması ve acil şartlarda kan transfüzyonu amacı ile alınan kanlarda serolojik
çalışmaların dikkatle yapılmaması da HIV,hepatit B ve hepatit C infeksiyonu
riskini artırmaktadır.
DEPREMLERDE İKİNCİL KORUNMA YÖNTEMLERİ:
İkincil
korumada afet sırasında ve afetten hemen sonra alınan önerileri içerir.Bunun çok
azı sağlıkla ilgilidir.
A.Afete
uğrayan bölgenin ve etkilenen nüfusun belirlenmesi
B.Enkaz
kaldırma ,kurtarma ve yıkıntının temizlenmesi
C.Afetzedelerin beslenmesi
D.Afetzedelerin barındırılması ve ısıtılması
E.Ulaşım ve
haberleşmenin sağlanması
F.Emniyet ve
güvenliğin sağlanması
G.Koruyucu
hekimlik ve çevre sağlığı hizmetleri
H.Tıbbi bakım.
DEPREMLERDE BARINMA:
Afetten hemen
sonra hayatta kalanlar için yeni barınma ortamı hazırlanır.Bu amaçla çoğunlukla
çadırlar kullanılır.Çadırlar kurulurken uyulmasu gereken kurallar
vardır.Çadırlar 8’er metre ara ile düzgün sıralar
halinde
kurulmalıdır.Yollara ve su kaynaklarına yakın,drenajı kolay,hafif meyilli
arazide sivrisinek üreme yerleri ve çöplük gibi sakıncalı yerlere uzak alanlarda
kurulmalıdır. Her 3 M2’ye bir insan düşecek şekilde yerleşim yapılmalıdır.5-6
çadır için bir çöp bidonu ve bir tuvalet ve en az 200 litrelik bir su deposu
bulunmalıdır.
Büyük
kampların kurulması ve yönetimi kolaysa da ,çevre koşullarının hızlı bozulması
ve sonrasında büyük sağlık sorunlarına neden olmasından dolayı tercih
edilmemelidir.
DEPREMLERDE İNFEKSİYONDAN KORUNMA:
Koruyucu
hekimlik ve çevre sağlığı hizmetleri sağlık hizmetlerinin en önemlilerindendir.
Temiz ve
yeterli su sağlanması önceliklidir. Bu çabada afet öncesi durum temel
alınmalıdır.Suyun niteliğinin zaten yetersiz olduğu uzak yerleşim
bölgelerine,nitelikli su sağlamak amacı ile su temizleme ve klorlama araçları
taşınması akılcı değildir.Kırsal bölgede su,etrafta bulunan çeşitli su
kaynakları nedeni ile zaten büyük sorun olmamakta ,en büyük sorunlar ,su
şebekesinin büyük hasar gördüğü şehirlerde yaşanmaktadır.Su;içme suyu,yemek
suyu,temel temizlik suyu olarak sağlanmalıdır ve en az kişi başına 15-20 litre
günlük su temin edilmelidir. Temiz içme suyu tanımına uyan su,şişe suyu
,kaynatılmış su veya işlemden geçirilmiş su dur. Şebeke eğer kullanılamayacak
durumda ise yeni su kaynakları aranır.Bunlar çeşitli yer altı suları ve kuyular
olmalıdır.Yüzeyel su kaynaklarının kontaminasyonu çok daha kolay
olduğundan,bunların
kullanılması
en son olarak düşünülmelidir.Herhangi bir kaynaktan su almadan önce ,bu
kaynaktaki suyun miktar ve kalitesi incelenmeli,kirlenme odaklarından uzaklığı
,seviyesi araştırılmalıdır.Su kirli ise filtrasyon,kaynatma ve klorlama yapmak
gerekir.Şişelenmiş suyun da kaynağı biliniyorsa kullanılmalıdır ,aksi taktirde
su mutlaka kaynatılmalı veya klorlanmalıdır.Kontamine olduğundan şüphelenilen su
ile asla mutfak araç gereçleri yıkanmamalı,diş fırçalanmamalı,yemek
hazırlanmamalı veya su buz haline getirilmemelidir.Suyu kaynatmak bakteri ve
parazitlerin çoğunu öldürecektir.Kaynatma işlemine su kaynadıktan sonra en az
bir dakika devam edilmelidir. Su; klor veya iyod tabletleri kullanılarak veya
%5.25 lik Sodyum hipoklorid kullanılarak hazırlanmalıdır. %5.25’ lik Sodyum
hipoklorid çözeltisinden 1 çay kaşığı ile yaklaşık 20 litre su kullanılabilir
duruma getirilebilir.Fakat bu suyu en az 30 dakika bekletip sonra kullanmak
gerekir.Bu yapılan işlemle parazitik organizmalar yok edilemez.
Suyun
sağlanması kadar,dağıtım ve depolanması da önemlidir.Dağıtımda tankerlerden
yararlanılabilir.En çok 24 saatlik su
depo
edilmelidir.Depo için ,plastik veya çelik bidonlar kullanılabilir.Su depolanan
yerler alglerin üremesini engellemek için güneşten,kontaminasyonun önlenmesi
için toz,böcek ve kuşlardan korunmalıdır.
GIDA TEMİNİ ve KORUNMASI:
Kaynağı belli
olmayan su ile temas ettiği bilinen veya şüphesi olan hiç bir yiyecek maddesi
tüketilmemelidir.İçme amacı ile hazırlanan su ile gıdalar iyice yıkanmalı ve
mutlaka pişirilerek yenilmelidir.Pişmiş hazır gıdalardan sadece markası ve son
kullanım tarihi belli olan konserveler tüketilebilir.Kuru gıda ve konserveler
dışındaki yiyecek maddelerinden
açıkta
kalanlar ,2 saatten daha fazla oda ısısından daha yüksek ısısı olan yerlerde
bekleyenler dikkatle kontrol edilmeli en ufak bir tat ,koku değişikliğinden
şüphelenildiğinde yiyecek maddesi yok edilmelidir.Tüm yiyecek maddeleri soğuk ve
kuru zeminlerde muhafaza edilmelidir.Gıda böcek,fare ve sinekten de korunmalı ve
günlük tüketilmelidir.
Yardım olarak
sağlanan yiyecek maddesi halkın alışkın olduğu,kolayca kabul edip
hazırlayabileceği yiyecek maddeleri olmalıdır.1966-Varto depreminden sonra
bölgeye yollanan tenekeler dolusu zeytinyağı vatandaşın daha önce kullanmadığı
bir yağ tiürü olduğu için kimse tarafından istenmemiş,ucuz fiyatla alınan az
miktardaki zeytinyağı ise,bölgede türeyen tüccarlara satılmıştır.Aynı durum yurt
dışından gelen et konservesi ve diğer hazır yiyecek maddelerinde de görülmüş
,bunlar da domuz eti veya domuz yağı olabileceği kuşkusuyla bölge halkınca
kullanılmamıştır.
SANİTASYON ve KİŞİSEL HİJYEN:
Acil
koşullarda da en önemli kural kişisel hijyenin iyi olmasıdır.Yemek hazırlamadan
ve yemeden önce,tuvalet kullanımından sonra ,enkaz çalışmalarına katıldıktan
sonra ,kontamine su ile temas etmiş olabilecek her türlü araç ve gereç ile
temastan sonra eller mutlaka temiz su ve sabunla yıkanmalıdır.Aileler bu
kuralları çocuklarına da uygulamalı ve çocukların kontamine su kaynakları içinde
veya su ile temas etmiş olabilecek oyuncaklarla oynamasını engellemelidir.
Tuvaletler,yerleşim yerleri ve su kaynaklarından uzak,sineklere kapalı,koku
çıkmayacak ve kolayca temizlenebilecek şekilde yapılmalıdır.Her 1000 kişiye en
az 5 tuvalet hesaplanmalıdır.Kanalizasyon olan yerlerde onarım işlemleri derhal
başlamalıdır.Vektörlerin tuvaletlere ulaşması engellenmelidir.
Çöpler ağzı
kapaklı bidonlarda saklanır,sık olarak toplanır.Yakılarak ya da gömülerek imha
edilir.2x2x1 metre boyutlarındaki bir çukur yaklaşık 200 kişinin 7-10 günlük
çöpünü muhafaza edebilir.Hayvan leşleri de aynı şekile imha edilmeli,köpek ve
yaban hayvanlarının ulaşamayacağı derinliklere gömülmelidir.Bu kolay bir iş
değildir.Örneğin 1983 Erzurum depreminde 7483 büyükbaş ve 22864 küçükbaş hayvan
telef olmuştur.Afet bölgesinde atık suların yüzeyde akıp gitmesine izin
verilmemelidir.Özelikle mutfak ,hastane gibi yerlerin atık sularının açılacak
süzme kuyularında toplanması sağlanmalıdır.
Afetlerden
sonra fare ,sinek,böcek,bit,pire ve diğer vektörlerin kontrolü
önemlidir.Özellikle sellerden sonra vektör üreme yerlerinin artmasına bağlı
olarak sıtma salgınlarının görüldüğü bildirilmiştir.1983 Ecuador selinden sonra
bölgede malarya vakalarında 7 kat artış saptanmıştır.Bu nedenle afet öncesi
gerekli insektisid ve rodentisidlerin
depo edilmiş
olması gereklidir.Afet sırasında toplu yaşama yerlerinde oluşabilecek üreme
yerleri yok edilmelidir.Açık çöpler,hayvan leşleri,su
birikintileri,patlamış kanalizasyon sistemleri,etrafa dağılmış besin maddeleri
ve temiz olmayan insanlar vektör üremesi için uygun ortam oluştururlar.İnsektisid
uygulaması ile birlikte çevre temizliği,drenaj,bataklıkların doldurulması gibi
çalışmalarla,bulaşıcı hastalıklara yol açabilecek vektörlelerin kontrolü
erkenden başlatılmalıdır.Afetzedelere banyo veya duş,çamaşır yıkama yerleri ve
dezenfeksiyon istasyonlarının sağlanması da önemli hizmetler arasındadır.
Ölülerin
gömülmesi genellikle sorun oluşturur.Enkaz altından çıkartılan cesetlerin
tanımlanması,kayıt edilmesi,üzerlerinden çıkan kıymetli eşyanın yakınlarına
verilmesi,dini törenin yapılıp,cesetlerin gömülmesi ayrı bir organizasyonu
gerektirir.Ceset toplama ve naklinde
görev alan
kişiler,ölülerin kan ve vücut sıvıları ile doğrudan temas etmemeleri konusunda
uyarılmalı,bu kişilerin her türlü müdaheleyi mutlaka eldiven ,önlük ve çizme
gibi gerçlerle yapmaları uygun olur.Hepatit B aşılamasının bu grupta endikasyonu
vardır.
Dünya sağlık
örgütü verilerine göre kadavra ve epidemiler arasında bir ilişki
gösterilememiştir.Vektörler aracılığı ile bulaşan malarya ve deng ateşinin
kadavraların varlığı ile ilişkisi de yoktur.Çok az sayıda vakada kadavraların su
sistemleri ile ilişkisi sonrasında gastroenterit nedeni olduğu tespit
edilmiştir.Kolera infeksiyonunda ise etkenin bulaşmasında kadavraların rolü
yoktur.Kolera daha çok afette hayatta kalanların kişisel hijyenlerinin yetersiz
olmasından kaynaklanır ve epidemisinde gerçekten ölüm artar.İçinde bulunduğumuz
modern çağda dahi 1991 de Peru da kolera epidemisi gerçekleşmiş ve 1100 kişinin
ölümüne neden olmuştur.
17.AĞUSTOS
1999 Marmara depremi yukarıda anlatılan basit kurallara uyulmadığından bir
felakete dönüşmüş,hayatta kalanlar için ise
felaketten
daha zor günler başlamıştır.Ülke olarak bu depremden almamız gereken çok ders
vardır.Sağlık personeli olarak bize düşen görev ise nüfusumuzun %98’inin deprem
kuşağı üzerinde yaşadığını ,bu tür felaketlerle her zaman karışabileceğimizi
hatırlamak ve hekimlik hayatımız boyunca bu gibi durumlarda can kaybını en aza
indirmek için her zaman hazırlıklı olmamız gerektiğidir.
KAYNAKLAR
1.Akova
M.Deprem Bölgesinde Ortaya Çıkabilecek İnfeksiyon Hastalıklarına İlişkin Genel
Görüşler.Ağustos 1999,Türk Tabipler Birliği.
2.Aghababian
R.,Teuscher J.Infectious Diseases Following Major Disasters.Ann Emerg Med April
1992;21:362-367.
3.CDC.Prevention
Guides for Emergencies and Disasters.Earthquake.1996 Public Health Service.
4.CDC.
Prevention Guides for Emergencies and Disasters.Flood.1996 Public Health
Service.
5.Dedeoğlu
N.Depremlerde Sağlık Hizmetleri.Türk Tabipler Birliği.1992.s.1-35.
6.Frace R.,Jahre
J. Policy for managing a community infectious disease
outbreak.Infect
Control Hosp Epidemiol.1991;12:364-376.
7.Lillibridge
SR,Noji EK,Burkle FM Jr:Diasaster assessment:The emergency health evaluation of
a population affected by a disaster.Ann Emerg Med November 1993;22:1715-1720.
8.Moralejo G.,Russel
M., Porat B.Outbreaks Can Be Disasters.Jona.1997;27(7-8): 56-60.
9.Technical
Briefing Note Public Health Consequences of Earthquakes.Turkey Earthquake.Geneva,
18.August 1999.
10.Walter
O.,Alan H.,Kenneth B.,Stephen H.Immunization.Mandell G,Principles of and
Practice of Infectious Diseases.1995; s:2781-2784.
|