|
|
|
İLKYARDIMIN TANIMI :::: |
| |
İlkyardımın Tanıtımı, Önemi,
Eğitimi
Bir kaza ya
da hayatı tehlikeye düşüren bir durumda, sağlık görevlilerinin yardımı
sağlanıncaya kadar, hayatın kurtarılması ya da kazazedenin durumunun
kötüleşmesini önlemek için, ilaç kullanılmadan yapılan uygulamalara ilkyardım
denir.
Belirli bir eğitim almış ve
insan vücuduna müdahale etme alanında yasalarla yetkilendirilmiş kişilerce
yapılan, ilaçlı müdahalelere acil tedavi denir ve ilkyardım kavramı ile
karıştırılmamalıdır. İlkyardım eğitimi almış olmak bir kişiyi sağlık personeli
yapmaz.
İlkyardım bir kaza anında
ya da hayatı tehlikeye düşüren durumlarda uygulanır. Bu durumlarda nasıl
davranılması gerektiği sade vatandaşlar bir yana, ülkemizde itfaiye, sivil
savunma, emniyet, eğitim, ulaşım, sanayi alanlarında profesyonel olarak çalışan
insanlarca dahi yeterince bilinmemektedir. Az sayıda insanımızın katıldığı
ilkyardım kursları ise nitelik olarak çoğu kez yetersiz kalmaktadır. Sürücü
kursları, görsel ve yazılı basın aracılığıyla geniş kesimlere ulaşan ilkyardıma
ilişkin çeşitli mesajlar ise anlamlı yararlar sağlamak bir yana pek çok traji-komik
örnek olaylarla sonuçlanmaktadır.
İlkyardım bilgisi
açığımızın büyüklüğüne paralel bir özelliğimiz de, ilkyardım gerektirecek
olayların sıklığıdır. Yetersiz altyapı, eğitimsiz insan gücü, kurumsallaşma
bozuklukları, idari ve kişisel sorumsuzluklar işyerlerinde, trafikte ve evlerde
sık rastladığımız sakatlanma, yaralanma hatta ölümle sonuçlanan kazalara neden
olmaktadır. Bireysel ve toplumsal zararları en aza indirmek dışında sosyal bir
varlık olmanın bir gereği olarak, ilkyardım eğitimi almak ve uygulamak özel bir
anlam ve önem taşımaktadır.
Doğru ilkyardım eğitimi
belli özelliklere sahiptir:
1.
Eğitim
verecek kişiler ilkyardım bilgi ve becerisi dışında, eğiticilik yönünden de
nitelikli olmalıdır.
2.
Eğitilenler öncelikli olarak, ilkyardım bilgisinin gerçekten gerekli olacağı
ortamlarda çalışanlardan seçilmeli, bu özelliklerinin farkında ve öğrenmeye
istekli olmalıdır.
3.
Eğitilen grupları 10-12 kişiyi geçmemeli, birbirine yakın eğitim düzeyinde
olmalı, eğitim mekanı sağlıklı, yeterli olmalıdır.
4.
Eğitimde erişkin eğitimi ilkeleri gözetilmeli, eğitilenin her aşamaya katılımı
sağlanmalıdır.
5.
Eğitim
malzemeleri, manken, maketler, afişler, slayt, tepegöz, film kasetleri gibi
desteklerle zenginleşen konu aktarımlarından sonra, tüm beceriler tüm
eğitilenlerce doğru uygulanana dek tekrarlanmalıdır.
6.
Eğitimden önce bir ön değerlendirme, kurs sonunda uygulamalar ve teorik test
içeren bir son değerlendirme mutlaka yapılmalı, başarılı olanlar
belgelendirilmelidir.
7.
Eğitilenlerin çalışma yaşamlarına dönüşlerinden sonra eğiticileri ile bağı
kopmamalı, bilgi ve becerileri belli aralarla tazelenmelidir.
İlkyardımcıdan
Beklenen Özellikler
İyi bir
ilkyardımcı:
1.
Oturduğu ve çalıştığı yerleşim biriminin coğrafi özelliklerini, ulaşım
olanaklarını, sağlık kuruluşlarının yerlerini, özelliklerini, uzaklıklarını
bilir.
2.
Yaşadığı ülkenin sağlık ve idari mevzuatına yabancı değildir, toplumsal ve
bireysel sağlık sorunlarına duyarlıdır. Temel sağlık ve insan vücudu bilgisine
sahiptir.
3.
Birey
olarak kendisini sağlıklı, zinde tutmaya çalışır. Düzenli spor yapar, düzenli
sağlık kontrolünden geçer, madde bağımlılığı gibi zararlı alışkanlıklardan uzak
durur. Dengeli beslenmeye gayret eder. Kendi vücudunun kapasitesini bilir,
uygulayacağı ilkyardım tekniğini gereğinde buna göre seçer.
4.
İşyerinin fiziksel özelliklerini, özellikle acil çıkışı, yangın hortumu vb.
yerleri önceden bilir. Kurumundaki idareciye, şoföre, varsa sağlıkçıya, en çabuk
nasıl ulaşacağını bilir. İşyerinde ve çevrede gerekebilecek telefon numaralarını
yanında taşır.
5.
Sakin,
pratik, dengeli, olgun, yardımsever, girişken bir kişi olarak tanınır.
6.
Bir
kaza anında, aldığı eğitim nedeniyle kendisi ve ortamdakilere yardımcı
olabilecek bir kişi olduğunun bilinci ve güveni ile paniğe kapılmaz, düşünerek
davranır.
7.
Davranışları hızlı ancak bilinçli, sıralı ve ölçülüdür.
8.
Bir
kahraman değil ilkyardımcı olduğunu bilir, kendisini asla tehlikeye atmaz.
9.
Bilgisinin olmadığını düşündüğü durumlarda bir şey yapmaz, yardım çağırır.
10.
Bir
sağlıkçının yardıma gelmesiyle, ona bilgi verip onun yardımcısı durumuna geçer.
Bilgi ve yetki sınırlarını bilir.
11.
Üzerinde girişimde bulunacağı kişi ya da yakınının onayını aldıktan sonra
müdahalesini yapar. Gereğinde çevre dekileri de örgütleyerek çalışır.
12.
Güvenli ve kararlı bir konuşma tarzı vardır. Kullanacağı ses tonu ve kelimeleri
iyi seçer. Sürtüşmeye meydan vermez.
13.
İlkyardım bilgisi içinde yapılması gereken ve yapılmaması gerekenler olduğunu
bilir. Yararlı olmak kadar zarar vermemeye de çalışır. Duyguları ve ortam
etkisiyle değil, bilgileri ile tarafsız bir değerlendirme yaparak
karşısındakinin ilkyardım girişimlerine gerçekten gereksinimi olup olmadığını
belirler.
14.
Uygun
ilkyardım uygulamasını doğru yere, yeterli sayı ve şiddette, yeterli süre
uygular. Her uygulamadan sonra yaptığının doğru ve yeterli olduğunu kontrol
eder. Eksik ya da yanlıştan dönmeyi bilir.
15.
Edindiği bilgi ve becerilerin bir süre sonra unutulacağını, bazılarında
değişiklikler olabileceğini bilir. Unutmamak için becerilerini kendisi ve
yakınları üzerinde zaman zaman dener. İşyeri hekimi, sağlıkçı, ilkyardım
eğiticisi ile gerektikçe ilişki kurar. Belli aralıklarla eğitimini tazelemek
için isteklidir. Çevresindeki olayları yakınındaki ilkyardımcı ve sağlıkçılarla
tartışır.
İlkyardımın Amacı, Temel İlkyardım
Uygulamaları
İlkyardım uygulamalarının öncelik sırasıyla üç temel amacı vardır;
1-) Yaşamı kurtarmak ve sürdürülmesini sağlamak
2-) Durumun kötüleşmesini önlemek,
3-) Olanaklar ölçüsünde iyileşmeyi kolaylaştırmak.
Yaşamı korumak ve
sürdürülmesini sağlamak için ilkyardımcı;
İlkyardımın ABC'sini
uygular
A-)Solunum yolunu
açar;
B-) Solunumu
sağlar,
C-) Dolaşımı
sağlar
Bir insanın soluk yollarında bir tıkanma olması, kendiliğinden soluk alıp
vermenin bozulması, kalbinin durup damarlarındaki kan akışının kesilmesi
dakikalar içinde ölüme neden olacaktır. Bu nedenle, yaşamın devamın sağlayacak
bu üç girişim ilkyardımın ilk ve en önemli maddeleridir. Bu nedenle ilkyardımın
ABC ‘si olarak adlandırılıdr.
İlkyardımın
ikinci ve üçüncü amacına ulaşmak üzere ilkyardımcı;
Kanamayı
durdurur,
Gerekli
sargıları yapar,
Kırık
ve çıkıkları hareketsiz hale getirir,
Kazazedeyi
durumuna uygun pozisyona getirir.
İlkyardımcı Olarak Kaza Yerine
Ulaştığınızda Neler Yapmalısınız ?
Kazazedeler arasında
isen önce kendini değerlendir.
Sakin
ol. Kendi
vücudunu kontrol et. Gerekiyorsa
kendine ilkyardı uygula.
Ortamı
değerlendir.
Devam
eden riskleri ortadan kaldır.
Kendini
tanıt, etraftakileri sakinleştir.
Sağlam
kişileri yardım ve güvenlik için organize et.
Kazazedeleri
değerlendir.
Tüm
kazazedeleri hızla kontrol et Öncelikli
olanları belirle
Öncelikli
kazazede ile işbirliği sağla.
Kazazede
ile tanış, güven ver, sakinleştir. ve rahatlat Yatmasını
ya da oturmasını sağla, gereksiz hareket ettirme.
Gereken
ilkyardım müdahalelerini yap.
ABC‘yi
sağla Kanamayı
durdur, kırık veya çıkıklı bölgeyi hareketsizleştir, sargıları yap, pozisyon
ver.
Koru ve
Naklet
Kazazedenin ısı kaybetmesini önle, kımıldatma, yedirme, içirme, yanında git,
sağlıkçılara bilgi ver
İlkyardım Uygulanabilecek
Kazalar *
-
YANIK
-
SICAK
ÇARPMASI
-
SUDA
BOĞULMA
-
HAYVAN
ISIRIĞI
YANIK
Doğrudan ateş ya da yüksek
ısı veren fiziksel kimyasal etkenlerl karşılaşma sonucu yanıklar oluşur. Bu
etkenler ateş, elektrik, güneş, sıcak su ya da yağ, kimyasal maddeler, sıcak
metal cisimler olabilir.
Yanık cilt, açık yara gibi
değerlendirilmelidir. Vücut bu kısımdan su kaybeder ve açık yara gibi
mikroplanmaya açıktır. Toplam vücut yüzeyinin %20'sinden fazlasını etkileyen
yanıklar yaşamsal tehlike doğurur.
Yanıklar, ortaya çıkan
tahribata göre derecelendirilir.
1. Derece Yanıklar
-
En çok güneşte fazla
kalma nedeniyle olur.
-
Cildin kızarması ve
şiddetli ağrı ile tanınır.
-
Kendiliğinden iyileşip,
cilt normal görünümünü alabilir.
Elbisesi
tutuşan kişi yere yatıp kendi etrafında dönmelidir
2. Derece Yanıklar
-
Kızarıklığa ek olarak su
dolu keseciklerin görünmesi ile tanınır.
-
En sık sıcak sıvılar ile
olur.Ağrılı ve ciddi yanıklardır.
-
Su keselerini patlatmak
sakıncalıdır.
-
Doğru bakım yapılmaz ise
iz kalır. Mikrop üremesine açıktır.
3. Derece
Yanıklar
-
Cildin tamamı
etkilenmiştir. Ağrı azdır. Hayati tehlike yaratacak sıvı kayıpları ve
iltihaplanmalar mümkündür.
-
Yanıklarda ilkyardımcının
ilk amacı, yanığa neden olan madde ya da kaynağın uzaklaştırılmasıdır.
-
Tutuşmuş kazazedenin
kaçması önlenir. Üzerine bir örtü atılarak ya da yuvarlanarak söndürülür.
-
Yanıklı kazazede
soyulurken cilt de soyulabileceğinden elbiseler kesilerek çıkartılır.
-
Tüm yanıklarda ilk
yapılacak işlem, yanık bölgenin ağrı geçene ve sonra 10 dakika kadar soğuk
suda tutulmasıdır.
-
Yaralının üzerinde yüzük,
bilezik, saat, künye varsa çıkarılır.
-
Yanık bölge üzeri ıslak,
temiz bir bezle örtülür.
-
Bu nitelikte malzeme
yoksa açık bırakılır.
-
Bilinç açık ise ağızdan
sulu gıdalar ve su verilir. Şoka karşı uygun pozisyonda tutulur.
-
İkinci ve üçüncü derece
yanıklar var ise kişi nakledilir.
SICAK
ÇARPMASI
Güneşte fazla kalma
sonucu ortaya çıkar. Güneş çarpması olarak da bilinir. Kazazede aşırı
terlemektedir ya da terlemiştir. Vücut sıcaklığı 40 derece ya da üzerinde
olabilir. Nabız hızlı, bilinç bulanıktır. Aşırı susuzluk hissi, halsizlik ve
ağrılar vardır.
Bilinç kapalı ise;
-
Kazazede gölge, serin
bir yere taşınır.
-
ABC kontrol edilir,
serinletilir.
|
Bilinç açık ise
-
Kazazede serin bir yere
taşınır, yarı oturur pozisyon verilir.
-
Su serpme, ıslak havlu
ve hava akımı kullanılarak (yelpaze, vantilatör vb.) serinletilir, su ve
alkolsüz içecekler verilir.
-
Fazla giysileri
çıkarılır.
|
SUDA BOĞULMA
-
Havuz ya da denizde
çırpınmakta olan kişiye suda kurtarılmamış kişilerin, yüzme bilseler dahi
yaklaşmaması gerekir.
-
Bir tekne ile yaklaşmak
mümkün değil ise, ipe bağlı bir can simidi ya da tahta parçası, çırpınan
kişiye yardım amacı ile atılabilir.
-
Uzun bir sırık ya da ip
ile kişiye ulaşmak denenebilir. Bunlar yapılamıyorsa, çırpınmaların bitmesi
beklenir .
-
Tekneye ya da sahile
çıkarılan kazazedenin ABC’si kontrol edilir.
-
Normal solunum ve dolaşım
sağlandıktan sonra bilincin durumuna göre pozisyon verilir.
-
Üzeri örtülerek
nakledilir.
HAYVAN
ISIRIĞI
Bir tahrik olmaksınız
saldırarak ısıran kedi ya da köpeğin kuduz olmasından şüphe edilmelidir. Kuduz
mikrobu ısırılmış bölgeden vücuda girer. Isıran hayvanın gözlem altına alınması
gerekir.
Isırılma halinde, ısırık
yeri hemen bol su ve sabun ile iyice yıkanır. Kazazede yürütülmeden
nakledilmelidir.
Arı Sokması
İğnenin girdiği yerde kızarıklık, ağrı, kaşıntı, şişme olabilir. İğne hala
ciltte ise düzgünce çıkarılır. İğne yerine buz koyarak soğutma yapılır. Alerjisi
olanlar, astımlılar, ağızdan sokulanlar, çok sayıda arı tarafından sokulanların
hemen nakli gerekir.
Yılan Sokması
Yılan zehirlenmelerinde ısırık yerinde ağrı, şişlik, morluk, hassasiyet vardır.
Sokulan yer hareket ettirilmeden yıkanır. Isırılan yerin birkaç cm yukarısına
boğucu sargı uygulanır. Isırık yeri 0.5 cm kesilerek ve elle sıvazlanarak zehrin
kısmen çıkması sağlanır. Yaranın emilmesi etkili değildir ve zararlı olabileceği
için uygulanmamalıdır. Isırık yerine buz uygulanabilir. Kişinin yatarak nakli
sağlanır.
Akrep Sokması
Akrep
sokmasında yara yerinde ağrı ve uyuşukluk olur. Solunum bozulabilir. Sokulan
bölge yıkanır, buzla soğutulur, sokulan kol veya bacakla vücut arasına boğucu
sargı uygulanılarak akrep antiserumu bulunabilecek bir merkeze yatarak
nakledilir.
Organ
Kopması
Kanama
Kontrolu
İç
Kanamalarda İlkyardım
Organ Kopması
Parmak, el, kol, ayak, bacak, penis, kulak, burun gibi vücut uzantılarının
vücutla olan bütünlüğünün bozulmasına, organ kopması denir. Bütünlüğün bir kısım
dokularla devam ettiği hallere kopma değil, kesi demek doğru olur.
Organ kopmasına müdahale
edilmezse;
1. Kanama nedeniyle kazazedenin yaşamı tehlikeye girer
2. Organın kaybı fiziksel görünüm bozukluğu, işlev kaybı ve ruhsal sorunlar
yaratır.
Kasıt, ya da kaza sonucu
ortaya çıkacak organ kopmasına ilkyardımcının müdahalesi iki yönlü ve hızlı
olmalıdır. Kanama kortrolü kadar, nakil ve ulaşılacak merkezin bilgilendirilmesi
de önemlidir. Diğer ilkyardım uygulamalarından farklı olarak, organ kopmasında,
kazazede ve kopmuş organın ulaştırılacağı sağlık merkezinin damar- sinir
cerrahisi yapılabilecek nitelikte olması gerekmektedir. Soğuk ortamda taşınan
kopmuş organ canlılığını daha uzun süre koruyacak, birleştirme sonrası, işlev de
daha iyi korunacaktır.
Organ kopmasında ilkyardım
uygulalamalrı öncelikle
ABC kontrolü ile başlar. Daha sonra
kazazede yatar pozisyona getirilir., bilinci açıksa sırtüstü, kapalı ise yan
güvenli pozisyonda tutulur.
Kopma, eğer tek tek kemikli
bölgelerin uzağında meydana gelmiş ise kolun ve bacağın vücuda yakın
kısımlarından turnike uygulanır. Daha sonra kopan organ temiz, su geçirmez
plastik bir torba ya da kaba konulup ağzı kapatılır. Daha sonra bu torba veya
kap buzdolu bir kap ya da torbaya konur. Kazazede ve kopan organ aynı araçla
nakledilir.
Kanama Kontrolü
Kanın, normal olarak içinde bulunduğu kalp ve damarlardan dışarıya çıkmasına
kanama denir.
Nedeni ve yeri ne olursa
olsun, durmayan ya da durdurulamayan her kanama, şok, hatta ölüme yol açar.
Kazalarda ölümlerin önemli bölümü bir kanamadan kaynaklanır. Kanama kontrolü bir
ilkyardımcının en çok gereksinim duyacağı ve kullanacağı becerilerdendir.
Kanamaları zedelenmiş damar
çeşidine göre üçe ayırabiliriz;
1. Kılcal damar
kanamaları:
Kılcal damarlar hücrelere ulaşan son damar uzantılarıdır. Çok ince olup
içlerinde çok az kan bulunduğu için zedelenme, kesilmelerinde ancak sızıntı
tarzında ve hafif bir kanama olur. Bir kesi ya da darbe sonrası ortaya
çıkabilir. Hemen her zaman, dış müdahale olmasa bile, kendiliğinden sona erer.
Hayati tehlike yaratmaz.
2. Toplardamar
kanamaları:
Toplardamarlar hücrelerden dönen kanı kalbe taşıyan, düşük basınçlı kan akımı
olan damarlardır. Cilde yakın, yüzeysel toplardamarlar kol ve bacak, el, ayak
sırtında rahatça seçilebilir. Toplardamar kesikleriyle olan kanamalarda koyu
renkli, taşma tarzında kan kaçışı görülür. Çoğu kez doğrudan baskı uygulayarak
kontrol altına alınabilir. Genellikle yaşamı tehlikeye sokmaz.
3. Atardamar kanamaları: Atardamarlar kalbimizden yüksek basınçla pompalanan
kanı hücrelere ileten, toplardamarların tersine kol ve bacakta derinde yol alan
damarlardır. Atardamardan olan kanamalarda, açık renkli kanın, yara ağzından
kalp atımına uyumlu şekilde fışkırarak çıktığı izlenir. Genellikle durdurulması
daha zor olan, hayati tehlike yaratan kanamalardır.
Kanamaları konumu ve yönüne
göre de üçe ayırmak mümkündür.
Kanın kaçışının gözle
izlenebildiği kanamaya dış kanama adı verilir. İç organlara ait damarlar, ya da
vücut içinde kafa-göğüs-karın boşluklarında yerleşik damarların, bir darbe ya da
kesici delici bir aletle parçalanmasıyla ortaya çıkan kan kaçışı dışardan
görülmez. Bunlar, iç kanama olarak adlandırılır. Kanayan damarın vücudun iç
organlarında olduğu kanamalar, doğal deliklerden dışarıya doğru kanama olarak
adlandırılır.
Kanamada ilkyardımcının
amacı, önce damardan kan kaçışını önlemek, sonra da, kan hacmi azaldığı için
şoka karşı önlem almaktır.
Kanamaya müdahalede en
basit, risksiz, malzeme gerektirmeyecek yöntemden daha etkili, ancak uygulaması
daha zor, riskler taşıyan yönteme doğru bir sıra izlenir. Değişik yöntemlerle
damarı sıkıştıran, içinden kan geçmesi ve dışarıya kaçmasını önleyen
ilkyardımcı, damardan kan kaçışını önleyen sağlam pıhtı oluşuna kadar
uygulamasını sürdürmelidir.
Kanamayı durdurmak
için kullanılan ilkyardım yöntemleri sırayla;
1. Kanayan yer üzerine doğrudan baskı yapmak,
2. Kanayan damarın kalpten geliş yolu üzerindeki özel noktalara baskı yapmak,
3. İlk iki yöntemle kontrol edilemeyen özel durumlarda, turnike-boğucu sargı
yapmaktır.
Ufak bir keside, kesi
yerinin su ve sabunla yıkanıp üzerine birkaç dakika bastırılması yeterli
olacaktır. Üzeri bir yara bandı ile kapatılabilir.
Daha büyük
bir yaralanmada, yara bezi üzerinden avuç ya da parmaklarla yapılacak baskı ile
kanama durdurulduktan sonra, yeniden açılmayı önlemek için rulo, ya da, bohça
haline getirilecek yara bezleri ile, üzerine sıkı bandaj yapılması uygun olur.
Kanamalı kişinin sakinleştirilmesi ve
kanayan kol ya da bacağın
yukarıya kaldırılması, kanamanın durmasını kolaylaştıracaktır. Kanla ıslanan
bandaj sökülmez, üstten yenilenir.
Doğrudan baskı ile kontrol
edilmeyen kanamalarda, ilkyardımcı kanamanın yerine uygun bir noktadan, baş
parmağı ya da yumruğu ile baskı yaparak, kanı getiren atardamarı sıkıştırır.
Ancak uygun baskı noktaları bu konuda beceri eğitimi almadan kullanılmamalıdır.
Organ kopması birden fazla
atardamar kanamasına yanı anda baskı uygulayamayacak tek ilkyardımcı olması,
kazazedenin yanından ayrılma zorunluluğu, ilkyardımcının uzun sürecek yol
boyunca baskı yapacak gücü olmaması durumunda, son çare olarak, boğucu
sargı-turnike uygulanır. Uygulama omuz-dirsek ya da diz-kalça arasındaki tek
kemikli bölgeye yapılır. Kan dolaşımının tam olarak kesilmesi kalıcı doku
hasarlarına neden olabileceği için istenmeyen bir uygulamadır.
Her yüz kanamalı olaydan
doksanının yara yerine baskı yapılarak, geri kalan on olayın dokuzunun özel
noktalara baskı ile kontrol altına alınabileceği, turnike-boğucu sargının çok az
başvurulacak yöntemler olduğu unutulmamalıdır.
İç Kanamalarda İlkyardım
İç kanamada ilkyardımcı kanamanın varlığını dışarıdan göremez. Büyük kemik
kırıkları, kafaya gelen darbeler, tüm vücudu etkileyen kazalarda, dıştan
izlenebilen kanama olsun ya da olmasın, iç kanamadan şüphe edilmelidir.
- Huzursuz kazazede, görme
– işitme sorunları, uyuklama hali
- Soğuk, soluk, nemli cilt
- Karında sertlik ve bastırmakla ağrı
- Vücutta yaygın sıyrık, morluk, şişlikler
- Halsizlik
- Susuzluk hissi
- Sayısı artmış ancak zayıf solunum ve nabız varsa iç kanama düşünülmelidir.
İç Kanama Düşünülen
Kazazede İçin Yapılacaklar:
1.
Şok ile mücadele et (ayakları yüksek olarak yatır, ısıt)
2. Hızlı naklet
Göz, Kulak,
Burun, Boğazda Yabancı Cisim *
Hazırlayan : Ankara Tabip Odası İlkyardım Komisyonu
Gözde Yabancı Cisim
Çocuklarda ve işçilerde sıkça rastlanabilir. Açık havada oynayan çocuklarda
bitki parçaları ya da toprak taneleri, metal kesimi, düzeltilmesi, sıva işinde
çalışan işçilerde ise metal ve sıva parçacıkları göze kaçar.
Gözde yanma, batma,
sulanma, kaşıntı ve ovmaya bağlı kızarıklık görülür. Hatalı müdahaleler göze
zarar verir ve yabancı cismin çıkarılması da güçleşir. İlkyardımcı, kişinin
gözlerini ovmasını önlemeli bol suyla yıkandıktan sonra gözlerini kapattırıp
cismin gözyaşı ile çıkmasını beklemelidir. Bu olmuyor ve cisim gözle
görülebiliyorsa temiz bir bez parçasının kenarı ile alınabilir. Çıkartma
işleminden pamuk kullanılmaz. Yabancı cisim yine çıkmıyorsa kişi nakledilir.
Kulakta Yabancı Cisim
Kulağa nohut, mercimek gibi gıdalar, boncuk tanesi, böcek ya da bitki parçaları
kaza ile kaçabilir. Özellikle böcekler hareket ve sesleri ile çok rahatsızlık
verir. Su ile şişen tahıllar ve kuru baklagillerin çıkarılması çok zorlaşır.
Bazen kulağı temizlemekte kullanılan pamuk, çöpler kulakta kalabilir.
Kulaktaki yabancı cisimleri
çıkartmak için sivri, uzun cisimler sokmak doğru değildir. Kulak yere bakar
durumda iken kulak kepçesi küçük çocukta geriye ve aşağıya büyükte geriye ve
yukarıya çekilerek cisim çıkarılır. Böcekler ışık tutularak dışarıya
çıkarılabilir. Başarı olunamazsa kişi nakledilir.
Burunda Yabancı Cisim
Çocuklarda görülebilir. Buruna sivri, uzun cisimler sokmamak gerekir. Yabancı
cismin olduğu tarafın karşısındaki burun köküne bastırılarak kişi sümkürtülür.
Başarılı olunamazsa kişi nakledilir.
Boğazda Yabancı Cisim
Boğaza takılan yabancı cisim, elle ulaşılabiliyorsa elle çıkarılır. Aksi
takdirde çocuksa baş aşağı tutularak, büyükçe iki kürek kemiği arasına vurularak
yardım edilir.
Yabancı Cisimlerin
Yutulması
Yutulan cisim küçük, düzgün kenarlı ise kendiliğinden çıkacaktır. Müdahale
gereksizdir. Sivri, uzun, batıcı, kesici cisimler yatılmış ise acilen
nakledilir.
-
Kırıklarda İlkyardım
-
Çıkıklarda İlkyardım
-
Burkulmada İlkyardım
Yüksekten
düşen, üzerine bir cisim düşen, trafik kazası geçiren kazazedelerde kırık, çıkık
ve burkulmalara sıklıkla rastlanır. Kırıklar, büyük kemik kırıklarında
görülebilen iç kanamalar dışında, hayatı doğrudan tehdit etmeyen olaylardır.
Bununla birlikte, hatalı yaklaşımlar sonucu bir boyun ya da omurga kırığı olan
kazazede felç kalabilir, kol yada bacak kemiği kırık bir kazazedede kol ve bacak
damarları ve sinirleri kesilip durum ağırlaşabilir, yerine takma çabası içine
girilen omuz çıkığı ameliyatla dahi düzelemeyecek hale gelebilir.
Kırık, çıkık, burkulma gibi
kemik ve eklemi ilgilendiren olaylarda ilkyardımcının temel hedefi, sorunlu
vücut uzantısı ya da bölümünü hareketsiz hale getirerek, kazazedenin durumunun
kötüleşmesini önlemek, ağrısız ve güvenli bir şekilde naklini sağlamaktır.
Kırıklarda İlkyardım
Kemik bütünlüğünün çarpma ya da düşme sonucu ortadan kalkmasına kırık denir.
Kırık kemik parçaları cildi delerek dışarıya çıkmış ise buna açık kırık, cilt
sağlam ise kapalı kırık olarak tanımlanır.
Aşağıdaki maddelerin
birkaçının varlığında kırıktan şüphelenmek gerekir.
- Düşme, üzerine düşme,
çarpma tarif edilmesi
- Sorunlu bölgede hareketle ya da temasla çok şiddetlenen ağrı
- İlgili vücut bölümünde şekil bozukluğu, simetrinin kaybolması
- Kırılma sırası ya da sonrasında kırık sürtünme sesinin duyulmuş olması
- Kırık bölgesinde şişlik, morarma ,
- Kol ya da bacakta kısalma
- Eklem olmayan bir yerde, eklem varmış gibi açılaşma olması
- Deriyi parçalamış kırık kemik ucunun dışarıdan görülmesi
- Hareket kısıtlılığı ya da hiç hareket ettirememe
- İlgili bölgede hissetmede azalma, uyuşma, karıncalanma
- Dolaşımda aksama sonucu soğuma
Kırığı olan, ya da kırık
şüpheli kazazedeye ilkyardım uygularken, aşağıdaki ilkelere uymak gerekir:
-
Kırık olmadığına kanaat
getirilmiş bir kazazede kesinlikle yerinden oynatılmamalıdır. Kırık bölgenin
hareket ettirilmesi sonucu kırık parçanın keskin kenarı etrafındaki bir damar
ya da siniri kesebilir, kas dokusunu zedeleyebilir.
-
Kazazedenin oturması ya
da sağa sola kımıldamasına izin verilmez, kırık şüpheli bölge
hareketsizleştirilmeden taşıma yapılmaz.
-
Kaza ortamında hayatı
tehdit eden bir zararlı etkenin bulunmadığı her durumda kırığa müdahale
bulunduğu ortamda yapılır.
-
Kırık açık kırık şeklinde
ve kopuk kemik parçaları görünüyorsa parçalara dokunulmaz.
-
Kırıklı uzvun bileğinden
nabız ve bölgede kanama olup olmadığı kontrol edilmelidir.
-
Açık kırıklarda görünen
kemik parçasını içeri sokmaya, kemik uçlarım birleştirmeye, kol ya da bacakta
bozulmuş şekli düzeltmeye çalışmamak gerekir.
-
Kırıkla beraber
kanama-şok belirtileri varsa öncelikle bunlara müdahale edilir.
-
Boyun kırıklarında hatalı
taşıma ve gereksiz hareketler omurilik zedelenmesi sonucu tüm vücutta felçle
sonuçlanabilir. Boynun desteklenmesi ve hareketsizleştirme hayati önem taşır.
-
Başa gelen darbeden sonra
burun ve kulaktan su gelmesi; gözlük şeklinde morarma, bayılma, uyku hali,
nabız ve solunum zayıflaması, gözbebeklerinde büyüklük farkı, püskürür tarz
kusma, kafa kemiklerinde çökme şeklinde şekil bozukluğu varsa; kafatasında
kırıkla beraber beyinde de sıkıntı var denektir. Acilen kazazedenin nakli
gerekir.
-
Sorunlu bölgenin
hareketsizleştirilmesi, yani tespit edilmesi ağrıyı azaltacak, kırık uçlarının
çevre dokuları zedelemesini önleyerek, kırık uçların birbirinden ayrılması ya
da deriden dışarı çıkmasına engel olacaktır. Böylece iyileşme de daha kolay
olacaktır.
-
Tespit işlemi, kırık
kemikleri ilgilendiren iki eklemin sert-uzun bir cismin yardımıyla hareketsiz
hale getirilmesidir. Bu amaçla kullanılacak standart malzemenin bulunmadığı
yerlerde ilkyardımcı pratik çözümler aramalıdır. Bir dal parçası, katlanmış
gazeteler, karton kutular, baston ya da şemsiye atelle tespitte, kazak-ceket
gömlek vb. eşyalar askı ile tespitte, kemer, kravat, gömlek kolu gibi eşyalar
sargı olarak kullanılabilir. Hiçbir malzeme bulunamaz ise kazazedenin sağlam
bacağı kırık bacağa atel olabilir
Kol ve Bacakta kırık
Çıkıklarda
İlkyardım
Bir eklemi meydana getiren kemiklerden birinin, bir dış etki sonucu normalde
bulunduğu yerden ayrılmasına çıkık denir. Eklem bağlarının normalde izin
vermeyeceği bir harekete zorlanan kemik bağları, aralayarak ya da yırtarak
yerinden uzaklaşır.
-
Eklemin ve vücut
uzantısının görünümünde bozukluk
-
Ağrı nedeniyle
kısıtlanmış ya da tamamen ortadan kalkmış hareket
-
Hassasiyet ve şişlik
görülmesi çıkık düşündürmelidir.
Çıkmış
bir kemiği, eklem boşluğuna ancak yetkili ve deneyimli bir kişi yeniden
yerleştirebilir. Yetkisiz kişilerce yapılan denemeler ise damar-sinir
sıkışmalarına, eklem bağlarının düzelemeyecek ölçüde tahrip olmasına, sık sık
çıkığın tekrar etmesine (alışkanlık çıkığı) neden olabilir. İlkyardımcın görevi,
yetkili ve deneyimli bir sağlıkçıya ulaşana kadar çıkık eklem bölgesini
hareketsiz hale getirmektir. Bu amaçla askı, atel ve sargı uygulamaları
yapılır
Burkulmada İlkyardım
Eklem bağlarının kopması, ya da kısmen zedelenmesine burkulma denir. Ağrı,
hassasiyet, şişlik ve morluk görülebilir. Zorlanan eklem buz torbası ve benzer
uygulamalarla soğutulur. Varsa, elastik bandaj uygulanarak şişlik önlenmeye
çalışılır. Zedeli eklem kullanılmadan ve hareket ettirilmeden, mümkünse yukarıda
tutularak taşınır.
Şok
Bilinç
Kaybı
Koma
Elektrik
Çarpması
Donuk
Şok
Değişik nedenlerle kalbin pompalama etkinliğinin zayıflaması, ya da, damarlarda
pompalanacak yeterli kan olmaması halinde, ciltte, bilinçte ve kaslarda ortaya
çıkan ilerleyici nitelikte belirtilerin tümüne şok denir. Müdahale edilmezse,
belirtiler ilerler, kişi ölebilir.
Aşırı kanamalar, ishal,
yanıklar, kusma, kalp krizi, aşırı korku ve heyecan, allerjik olaylar, aşırı
ağrılı olaylar şok nedeni olabilir.
Şok belirtileri:
- Soğuk, soluk, nemli deri
- Eller ve ayaklarda soğuma, his kaybı
- Nabız sayısında artma, nabızın zayıflaması
- Solunumun sayıca artması, ancak yüzeyselleşmesi
- Göz kararması, halsizlik
- Bulantı, kusma
- Huzursuzluk
- Aşırı susuzluk hissi, ağızın kurumasıdır.
Başlangıçta açık ya da
bulanık olabilen bilinç, zamanla kapanabilir. Şokla mücadelede temel ilke, kan
kaybı varsa daha fazla kaybın önlenmesi, mevcut kanın daha hayati organlarca
kullanılması için uygun pozisyon verilmesidir.
Şok pozisyonu için
kazazede, bilinci açıksa sırtüstü, bilinci kapalı ise, yan güvenli pozisyonda
yatırılır. Daha sonra ayakları 30 cm yukarı kaldırılır. Üzeri battaniye ile
örtülür ve 112’ye haber verilir.
Bilinç Kaybı
Beyine giden kan miktarının azalması sonucu, beş duyu organından gelen uyarılara
geçici olarak cevap verememe haline bilinç kaybı, ya da bayılma denir. Bu
durumdaki bir kişi, sözle ya da dokunarak kendisine ulaşmaya çalışan
ilkyardımcıya cevap veremez, ancak, ağrı yaratan bir uyarana refleks karşılık
verir.
Basit bayılmalar genellikle
uzun süren açlıklar, ağır yorgunluk, uykusuzluk, ani korku ya da acılar sonucu
olarak ortaya çıkar.
Bu durumdaki bir kazazedeye
ağızdan yiyecek, içecek verilmez, giysileri rahatlatılır, ayakları yukarıya
kaldırılır, kusma olabileceği için yan güvenli pozisyonda tutulur. Kendine
gelmeye başlayan kazazede hemen ayağa kaldırılıp, yürümeye zorlanmamalıdır.
Koma
Bilinç kaybının en ileri durumu komadır. Sözlü uyaranlara ek olarak, komadaki
kişi ağrılı uyarılara da cevap vermez. Kolunun kuvvetli bir şeklide
çimdiklenmesine, hatta cildine batırılacak bir iğneye hiçbir tepki vermez. Beyin
hücreleri canlılığını hala koruyor olmakla beraber, hiçbir uyarıya cevap
çıkartamayacak ölçüde sıkıntıdadır.
Koma Nedenleri:
- Ağır kafa darbeleri (kafada darbe izleri, nedensiz püskürür tarz kusma)
- Beyin kanamaları ve inme (cebinden tansiyon ilacı çıkabilir, yüz ve vücut
simetrisi bozuktur)
- Beyin tümörleri (düzensiz, şiddetli baş ağrıları ve çeşitli belirtiler)
- Beyin zarının iltihabi hastalıkları (yüksek ateş, ciltte döküntüler)
- İlaç zehirlenmesi (etrafta boş ilaç şişesi ya da enjektör, kusmukta ilaç)
- Aşırı alkol alımı (nefesinde alkol kokusu)
- Karaciğer yetmezliği (ince, bitkin bir vücut, bazen şişmiş bir karın)
- Üre birikimi (cilt renginde değişiklik, zihinsel sorunlar, halsizlik)
- Şeker hastalığı (nefesi meyva kokar, kalp hızlı, cilt kuru ve sıcaktır, karın
ağrısı kusma)
Komadaki kazazedenin
özellikleri:
- Yardım isteyemez, kolayca zarar görebilir
- Dikkatli incelenmezse öldüğü sanılabilir
- Solunum ve dolaşımın bozulma riski vardır
- Soluk yolu her an tıkanabilir
- Her an kusabilir
- Göz kapağı refleksi bozulmuştur
- Öğürme ve öksürük refleksi çalışmayabilir
Komadaki kazazedeye
müdahale
ABC ile başlar. Solunum ve dolaşım
normal ise koma pozisyonunda (yan güvenli pozisyon) tutulur ve nakledilir.
Nedene uygun müdahalelerle yaşamı kurtulup, zaman içinde tamamen normale de
dönebilir.
Elektrik Çarpması
Elektrik çarpması evlerdeki pirizler-elektrikli aletlerden kaynaklanan elektrik
kaçakları, enerji iletim kablolarının kopması ya da direklere tırmanılması,
yıldırım düşmesi ile ortaya çıkabilir.
Deri üzerinde yanık,
solunum ve dolaşım sisteminde bozukluk, bilinç kaybı sonucu düşme ve buna bağlı
kırıklar elektrik çarpmasının muhtemel sonuçlarıdır. Elektrik çarpmasının
damarlar üzerindeki etkisi, kalıcı, geç ortaya çıkan sorunlar yaratabilir.
Tellere asılı, ya da elektrik tellerine temas halinde yerde yatarken bulunan
kişide, elektrik çarpması düşünülmelidir. Bazen kazazede bayılmadan önce
kablodan ayrılmayı başarmış olabilir. Kimi kısa süreli, düşük voltajlı elektrik
çarpmalarında kazazedenin bilinci açık olup, cilt üzerinde dahi hiç iz
bulunamayabilir.
İlkyardım Müdahalesi Üç
Aşamadan Oluşur:
1. Elektrik akımı şalterden kesilmeli, bu yapılamıyorsa çıplak kablo ile
kazazedenin teması iletken olmayan bir cisim kullanılarak kesilmelidir.
2. Kaza ortamında hemen ilkyardımın ABC’si kontrol edilmeli ve sağlanmalı,
bilinç kaybı var ise koma pozisyonu verilmelidir.
3. Yanık varsa bakımı yapılır, fiziksel ve psikolojik olarak rahatlatılır,
kazazede ayağa kaldırılmadan nakli sağlanır. Düşmeye bağlı kırık varsa tespit
işleminden sonra nakil gerçekleştirilir.
Donuk
Aşırı soğuk ortamda uzun süre kalınması sonucu donma ortaya çıkar. Kazazede
halsiz, uykuludur. Donuk vücut bölümleri beyaz, sert, soğuktur. Henüz donmamış
kısımlar kızarık olabilir. Hareketleri ağır ve ağrılıdır. Ciltte su dolu keseler
görülebilir. Donmuş kısımlarda duyu kaybı vardır.
Karla ovuşturmak, masaj
yapmak, kumaş parçaları sürterek ısıtmaya çalışmak, sıcak odaya ya da sıcak suya
sokmak, bandaj yapmak, cilde ilaçlar sürmek, alkol ya da sigara vermek
sakıncalıdır.
İlkyardımcı önce
kazazedenin ıslak giysilerini çıkartıp kurumasını sağlamalıdır. Donmuş bölgeler
temas, sürtünme, doğrudan ısıdan korunmalı, yüksekte tutularak bir battaniye ile
sarılmalıdır. Isıtma işlemi yavaş ve aşamalı olarak yapılmalıdır. Ilık su bu
amaçla kullanılabilir. Kazazedeye ılık içecekler ve şekerli sıvı gıdalar
verilebilir.
Emniyet Kemeri Yaralanmaları
Hazırlayan: Prof. Dr. İ.
Hamit Hancı
Türkiye Trafik
Güvenliği Vakfı Kurucu Başkanı
Motorlu araç kazaları 40
yaş altındakiler için en önemli ölüm sebeplerinden biridir. Motorlu taşıt
kullananların ve yolcuların zorunlu olarak güvenlik kemeri bağlamaları gibi
önlemlerin başlıca amacı kişiyi korumakla birlikte, ikincil amacı hastanelerin
yükünü azaltmak ve bir aile reisinin kaza ile ölmesinin ya da sakat kalmasının
toplum için yarattığı ekonomik yükü daha da ağırlaştırmaktan sakınmaktır.
Emniyet kemeri
uygulamasının başlanmasıyla dünyada trafik kazalarında ölüm ve ciddi yaralanma
oranlarının önemli ölçüde azaldığı görülmektedir. Emniyet kemeri kullanımının
trafik kazalarında ölüm oranını % 40-50, ciddi yaralanmaları % 35-60, hastane
başvurularını % 64 oranında azalttığı belirtilmektedir. Arka koltukta
oturanlarda ise ölüm oranını % 18 azaltmaktadır.
Ölümcül olmayan kazaların
kurbanlarından, kemerli olanlar kemersiz olanlardan daha hafif yaralanmakta ve
tedavi masrafları daha az olmaktadır.
Genelde araçlarda
omuz-kucak tipi 3 noktadan bağlı emniyet kemerleri kullanılmaktadır. Bunlar
yavaş harekete izin veren, ani çekilmede tutukluk yapan ve vücudun etrafını
otomatik olarak sıkıştıran cinstendirler.
Emniyet kemeri
kullanımından önce yolcuların başı arabanın ön paneline , yüzü ya da göğsü
direksiyona , vücudu kapılara ya da tavana çarpmakta , kişi arabadan fırlamakta
, göğüs kemiği ve çok sayıda kaburga kırıkları olmaktaydı. En sık görülen karın
içi yaralanma Karaciğer, dalak gibi sert organların yaralanmasıydı.
Emniyet kemeri kullanımı ölümü, yüz yaralanmalarını ve göz hasarlarını belirgin
şekilde azaltmaktadır.
Emniyet kemeri sistemleri önden çarpmalarda , yandan çarpmalara göre daha yüksek
koruma sağlamaktadır.
Trafik kazalarında ölümlerin %25'i araçtan fırlama ile olmakta emniyet kemeri
öncelikle bunu önlemektedir.
Yapılan bir çalışmada
saatte 95 km. den az hızla giderken olan çarpışmalarda kemer kullananlarda ölüm
olayına rastlanmadığı , ancak kemersizlerde 20 km. de bile ölümcül yaralanmalar
olduğu belirtilmiştir.
Emniyet kemeri takmayan bir
sürücü saatte 50 km. hızla sabit bir yere çarptığında göğsünün direksiyona
çarpma olasılığı yüksektir. Kemersiz sürücü direksiyona yada kokpite çarpabilir,
arabadan fırlayabilir.
Yan Etkileri
Emniyet kemeri kullanımı ölüm ve ağır yaralanma oranlarını azaltmış, trafik
kazası yaralanmalarının çehresini değiştirmiş ama yaralanma riskini tamamen yok
edememiştir. 1960'larda kullanılmaya başlanması ile beraber yeni tip
yaralanmalar ortaya çıkmıştır.
Kemerin omuz ve kucak
bölümleri vardır. Kucak bölümündeki parçanın mide , ince barsak , karaciğer ,
dalak ve bel omurları ya da omurilik yaralanmasına neden olması durumuna
"emniyet kemeri sendromu" denilmektedir.
Kemer yaralanmaları
basitten ölümcüle kadar farklılık gösterebilir. En sık karşılaşılan yaralar
karın ve göğüs duvarında görülen sıyrıklardır ama tehlikeli yaralanmalar iç
organlarda görülür. Emniyet kemerleri nadirende olsa ciddi yaralanma yapabilir.
Emniyet kemeri kullanmayanlarda en çok görülen karın yaralanması karaciğer ve
dalak gibi katı organ yırtılmalarıdır. Kemer kullanımıyla bunlar azalırken,
kalın barsak ve ince barsak gibi içi boş organların yaralanmaları artmıştır.
Bunun sebebinin karın duvarı ve iç organların kemer ile omurga arasında
sıkışması ve iç basınçlarının ani olarak artması olduğu düşünülmektedir.
Acil servis personeli düşük
hızlı çarpışmalarda bile bu tip hızlı ölümcül karın yaralanmalarına karşı uyanık
olmalıdır.
Yine omuz-kucak tipi
denilen 3 noktadan bağlı emniyet kemerleri çarpma anında etkiyi direk olarak
vücuda aktarmakta , köprücük ve göğüs kemiği ,boyun ve göğüs omurlarında kırık ,
kalp ,boyun ve karın damarlarında yaralanmaya ve omuz çıkıklarına yol
açmaktadır.
Bazı kadınlarda kemer
kullanımında, normal kullanımda bile meme basısı ve meme yaralanmaları
olmaktadır.
Uygunsuz pozisyonda
takılmış emniyet kemeri yemek borusunda da yaralanmaya yol açabimektedir .
Çocuklarda Eminiyet Kemeri
Emniyet kemerleri büyükler için dizayn edilmiştir. Bu yüzden kemer kullanımının
artmasıyla çocuklarda kemerin yanlış kullanılması ile ilgili yaralanmalar
artmıştır. Kucak omuz kemerlerinin dizaynının çocuklara uygun olmayışı ve
çocukların omuz kemerinin üstüne yaslanması veya koltuk altından geçirmeleri
nedeniyle boyun ve yüz yaralanmaları görülebilir. Kişi bağ için çok küçükse
vücut kemerin altına kayabilir, kemer boynun etrafına dolanabilir ve kişi
boğulabilir. .
Karayolları Trafik
Yönetmeliği'ne göre araçlarda emniyet kemeri takma mecburiyeti getirilmiştir.
Aynı yönetmeliğe göre taşıtlarda sürücü yanındaki ön koltukta 10 yaşından küçük
çocukların oturması yasaktır.
Çocuklar, büyüklere oranla
anatomik farklılıkları nedeniyle daha fazla etkilenirler. Çocuklarda daha az
gelişmiş bulunan omurganın arka bağları büyüklerden daha kolay yırtılır, kemerin
destek aldığı kalça (leğen kemiği) çıkıntıları çocuklarda daha az gelişmiştir.
Kemer takmış hamile
kadınlarda düşük görülebilir, rahim ve bebek yaralanmaları olabilir , ancak
kullanılmadığı taktirde sonuçlar muhtemelen daha kötü olacaktır.
Karşı Çıkanlar
Kemerin takılmasının zorunluluğunu savunan çoğunluğun yanında , buna karşı
çıkanlarda vardır. Bu kişiler, kişisel özgürlüğün bu zorlama ile zedelendiğini ,
kemerin ancak onu takanı koruduğunu, oysa yol kazalarının önlenmesinde hiçbir
rol oynamadığını ileri sürmektedirler. Buna ayrıca şu örneği eklemektedirler.
Araba derin suya battığında emniyet kemeri taşıtı kullananın ya da ön koltukta
oturanın kaçmak için yapacağı hareketleri engelleyebilir. Arabanın birden yanıp
alev aldığı zaman yanan arabadan kaçmanın engelleneceğini de söylemektedirler.
Antitez
Emniyet kemeri yaralanmalarına yol açan bir çarpışmada, emniyet kemeri
giyilmediği taktirde daha ciddi yaralanma veya ölüm olabilir. Kaza sonrası
yangın oldukça nadirdir. Yapılan bir çalışmada 1297 araba ölümünden sadece 24
ünün yanıktan olduğu ve bununda sadece üçünün yolcu arabası olduğu
gösterilmiştir.
Araçta herhangi bir nedenle
yangın çıkarsa, emniyet kemeri bağlı olduğunda araçtan çıkılamayacağı sanılır.
Araştırmalar, çarpışmaya bağlı darbe sonucunda, araç içindekilerin çoğu kez
bilincini kaybettiğini, bu nedenle dışarı çıkamadıklarını ve duman, alev,
havasızlık nedeniyle öldüklerini göstermiştir. Çok kez kurtarma ekiplerinin de
olay yerine geç gelmesi nedeniyle araç içindekiler yanmaktadırlar. Kemer
kullanıldığında, çarpmadan sonra bilinç kaybı olmayacağından kemer çözülerek
araç terkedilebilir.
Araç suya gömüldüğünde
emniyet kemerli kişinin kurtulamayacağı düşünülebilir. Halbuki kemer kullanmayan
kişiler göl, deniz veya nehire giren araç içinde yuvarlanarak bilinçlerini
kaybedeceklerinden sudan çıkamayarak boğulurlar. Emniyet kemeri kullanıldığında
bilinç kaybı oranı az olacağından kemer çözülerek kurtulanılabilir.
Yanlış Kullanım
Gevşek kemer sadece daha az etkili değil tehlikelide olabilir.
Temas alanını azaltan
yanlış olarak ayarlanmış veya yerleştirilmiş kemerler (bükülmüş kemer gibi)
yaralanma tehlikesini arttırır. Gevşek kemerler ani gerilme oluşmadan vücudun
kemere ve öne doğru göreli olarak hareket etmesine izin verir
Ülkemizde Durum
Ülkemizde emniyet kemeri kullanma zorunluluğu şehir dışında 1985, şehir içinde
1992 de uygulanmaya başlandı. Denetimlerin ve tanıtımların etkisiz olması
nedeniyle ülkemizde kullanılma oranı batıya göre düşüktür.
Yurt Dışı Çalışmalar
Yurt dışında yapılan çalışmalarda genç sürücülerin daha az kemer kullandıkları
belirlenmiştir. Yine alkollü sürücüler , düşük eğitim seviyeliler, düşük
gelirliler ve diğer konularda da sağlıklarına dikkat etmeyenler arasında kemer
kullanım oranlarının düşük olduğu saptanmıştır.
Araştırmaların sonuçları
yaralanmalı kazaya karışmış olan sürücülerin daha az kemer kullandıkları,
bunların daha çok eski araba kullanan ve daha fazla trafik mahkumiyetleri olan
ve daha fazla riske giren kişiler olduğunu göstermiştir. Kemersizler kemerlilere
göre %20 daha fazla kaza kaydına sahiptiler ve kemersiz sürücülerin çoğu en az
bir yaralanmalı kazaya karışmıştır.
Hava Yastıkları ve Emniyet
Kemerleri
Pasİf güvenlik sistemlerinden biri olan hava yastıkları saatte 158-340 km hızla
şişmektedirler. Yüzdeki temasta hız yaklaşık 74-296 km/saattir. Bu durumda
emniyet kemeri takmamış sürücünün yüzü ve göğüs kemiği direk hava yastığına
çarpmaktadır. Çarpışma anında şişen hava yastığına doğru hızla ileri fırlayan
sürücünün göğsü havayastığının baskısına maruz kalmaktadır. Bu basıncın
etkisiyle kalpte harabiyet meydana gelebileceği gibi , kaburga, göğüs kemiği ve
omurganın üst kısımlarında kırıklar oluşabilmektedir.
Otobüsler ve Emniyet
Kemerleri
Otobüsle yapılan yolcu taşımalarında bir kaza meydana geldiğinde, yaralanma ve
ölümler uyuyan yolcularda daha yüksek oranlarda görülmektedir. Bu nedenle
otobüslere yolcuların istedikleri zaman takabilmeleri için emniyet kemerleri
yerleştirilmelidir.
Sonuç
Emniyet kemerleri ciddi karın yaralanmalarına yol açsalarda trafik kazalarında
baş yaralanması ve ölüm oranlarını o kadar azaltmaktadırlar ki ,
kullanılmamaları tartışma konusu edilmemektedir. Emniyet kemerleri yaralanmayı
azaltmaktadır ancak uygun biçimde takılmalıdırlar. Özellikle çocuklarda emniyet
kemeriyle meydana gelen yaralanmaları azaltmak için kemer dizaynları yeniden
gözden geçirilmeli ve kazada köprücük kemiği ve göğüs duvarına iletilen kuvveti
daha iyi dağıtacak ve emebilecek şekilde düzenlenmelidir. Bebekler için
kullanılan araba kotuklarına oturmak için büyük , ama erişkinlerin büyüklüğüne
de erişmemiş çocukları korumak için yeni yöntemler geliştirilmelidir. Ayrıca
sürücüler için emniyet kemeri ve hava yastığı kombinasyonu gibi daha koruyucu
sistemler tüm araçlarda kullanılmalıdır.
Dikkat Edilmesi Gerekenler
Kemer araca girince oturuken hemen tutulup oturunca da takılmalıdır. Ondan sonra
kontak anahtarı yerleştirilerek çalıştırılmalıdır.Emniyet kemeri gövde ve karna
iyice uyum sağlamalıdır. Bunun için de emniyet kemeri, kemer ile gövde arasına
bir yumruk girecek şekilde bağlanmalıdır. Kemer çok sıkı olursa, kişide göğüs ve
karın baskısı, sıkıntı ve stress yapar. Çok gevşek olursa da amacına hizmet
etmez. Gevşek kemer üzerine vücudun hızla bükülmesi sonucu organlar yaralanır.
Çarpma ve vurmaları önleyemez. Sıktığı gerekçesiyle emniyet kemeri omuz yerine
kotuk altından geçirilirse işlevini yerine getiremez.
Araçtan inileceği zaman
emniyet kemeri gevşetilerek tokası yandaki askıya asılmalıdır. Kemer yerine
asılmaz ve bol olarak bırakılırsa araçtan çıkış sırasında kişilerin ayaklarına
dolanır. Bu da düşmeye ve bacak kırıklarına yol açabilir.
Kısa mesafeli yolculuklarda
ve yavaş giden araçlarda da kemer kullanılmalıdır. Siz ne kadar yavaş
kullansanızda karşıdan süratle gelen aracın çarpması ile ölüm ve yaralanma
olabilir.
Dayanıklılıklarının azalmış
olması nedeniyle kazaya maruz kalmış yada eskimiş emniyet kemerleri
kullanılmamalıdır. Kemerler darbe yemiş, tamir görmemiş ya da otomobilin
kapısına sıkıştırılarak dokusunda gözle görülmeyen hasarlar meydana getirilmiş
olabilir.
Esnek kemerlerde yolcu daha
rahat etmekte ve mekanizmaya yük daha yumuşak bir şekilde binmektedir. Sert ve
esneklikleri düşük olan kemerler, yükün mekanizmaya şiddetli bir biçimde etki
etmesine ve sistemin dağılmasına yol açabilir.
Emniyet kemeri nin yeri ve
ayarlanması yaralanmayı önlemede önemlidir. Kemerin kucak bölümü karnın altında
kalça çıkıntılarının üzerinde olmalıdır, çünkü kalça karnın yumuşak bölümlerini
etkileyebilecek yüklenmeye karşı koyabilir. Omuz bölümü köprücük kemiği ve göğüs
duvarının, güç yükünün bir kısmının emebileceği şekilde yerleştirilmelidir.
Motorsiklet -
Bisiklet Kazaları
Klasik bir dize
vardır. “Oğlunuzun son yaş günü için ona bir motosiklet alın”. Bu aslında bir
anlamda motosiklet kazalarını özetler. Motosiklet, görünüşü açısından,
tabiatında var olan bir tehlikeye sahiptir. Otomobil ile yapılan kazalar ufak
yaralanmalar ile sonuçlanabilirken, motosiklet ile yapılan kazaların sonu
genellikle ölümdür.
Otomobili içeren kazalarda,
bireyin başına gelebilecek en tehlikeli şey, kişinin arabadan fırlamasıdır.
Motosikleti içeren kazalarda ise motosikletin her zaman onu yöneteni veya
yolcusunu fırlatıp atmasıdır. Motosiklet kazalarından ölenlerin tipik ölüm
sebepleri baş veya boyun yaralanmaları veya bunun daha ileri çeşitleridir. Sık
sık ve temelde olanlar geniş ölçüde kafatası kırıklarıdır. Yaralanmalara,
araçtan fırlamayla ve yere veya başka bir objeye mesela lamba direğine toslama
ile oluşur. Eğer birey koruyucu kask veya giysi giymiyorsa, yerde kaydıkça
vücuduna sürtünme yüzünden aşınmalar meydana gelir. Bu alanda meydana gelen
yarılmalar, tipik kanamalar meydana getirir. Çünkü bu yaralanmalar üstün körüdür
ve deriyle sınırlıdır. Motosikletin arka tarafından düşen yolcularda ise tipik
olarak kafanın arkasında yırtılmalar (laserasyon) beyin ön lob’unda yaralanmalar
kafa kaydesi kırıkları, sırt ve dirsekte sürtünme yüzünde aşınmalar meydana
gelir. Eğer kişi yuvarlanmışsa, yüz bölgesinde aşınmalar meydana gelir.
Motosiklet kaskları, düşük hız kazalarında kafa travma olayını azaltırken, orta
ve yüksek hızlarda kafanın dağılmasını önler. Motosiklet kazalarının en fazla
görülen sebebi ise alkol ve/veya ilaçlar, çevresel faktörler (yağ sızıntıları,
yoldaki tümsekler), dikkatsiz sürüş, araba sürücülerinin motosikleti görmeme
hatalarıdır.
Bir çok motosiklet
sürücüsünün yollarda kuleleri ve direkleri desteklemek için bırakılan kablolar
veya tellerden dolayı öne fırladıkları veya kollarının kazaya uğradıkları
görülmüştür. Yaralanmalar, sürücü kablo veya teli görmediği zaman meydana
gelmektedir. Kesilmiş uvzuların incelenmesi sonucunda yaralanmaya uğrayan
kısımların sanki bir bıçakla yapılmışçasına keskin olduğu görülmüştür. Bazen,
motosiklet sürücüsü önünde duran bir araba gördüğünde ve zamanında
duramayacağını bilerek, çarpmaktan korunmak için motosikleti araca doğru yan yan
kaydırmaya çalışır. Bu gibi durumlarda motosikleti herhangi bir hasardan korumak
için bunun etkili olduğu belirtilmiştir. Ne yazık ki bu durumda motosiklet
sürücüsü, çenesi tampona asarak veya boyun eklemini kırarak öndeki arabanın
altına girer. Otomobil sürücüleri, motosiklet sürücülerini;ya onların alçak
profillerinden dolayı ya da motosiklet alışık olmadıklarından görmezler.
Otomobiller motosikletin önünden dönerler ve motosiklet de arabaya çarpar. Bir
kavşağa doğru giden otomobillerde motosikleti görmeme hatasına düşerek ona
çarparlar. Tecrübeli motosiklet sürücülerinden çoğu araba
süren bireylerin onları görmediğini bilir. Bireysel motosikleti içeren kaza
durumda motorsiklet kayabilir veya ters dönebilir. Taban ile kontak zamanında
ise yakıt tankı patlar, mekanik ve ısıya bağlı yaralanmalar oluşabilir.
Bisiklet Kazaları
Bisiklet sürücülerini içeren kazalar, genelde dikkatsizlik ve tecrübesizlik
durumundan doğar. Sürücü aracın kontrolünü kaybeder ve yere düşer. Genel olarak
yaralanmalar yumuşaktır, fakat bazen bunlar ciddi olduğu gibi kemik
kırılmalarına veya bir takım yumuşak doku lezyonlarına yol açarlar. İkinci durum
genelde sürücünün derisi ile yol yüzeyi arasındaki sürtünmeden ortaya çıkar.
Sıcak havada bu yüzeyin sıcaklığı, çocuğun hassas derisini yakmaya yol açabilir.
Bisiklet sürücülerine
yabancı gelmeyen yaralanma çeşidi ise bisiklet tekerleğinde gerçekleşebilir.
Çocuk bisikletten düşer, bacağını ve ayağını bisiklet telleri arasında zorlar.
Benzeri kaza,arka tekerliğin üzerinde oturan veya tutacak demirleri üzerinde
seyahat eden yolcularda gerçekleşebilir. Sonuç ise bacaktaki yumuşak dokuların
ezilmesidir.
Eğer bisiklet sürücüsü,
motorlu araç tarafından çarpılırsa, ilk önce aracın çarptığı yerde çarpmadan
dolayı bir yaralanmaya yol açar ve ikinci olarak yaya kaldırımı ile bisiklet
arasındaki çarpma noktalarından doğan yaralanmalar oluşur.
Bunları Biliyormuydunuz
?
İlk
motosikletin 1885 yılında yapıldığını
Motosiklet
yol yarışları Dünya Şampiyonasının 1949 yılından beri yapılmakta olduğunu
Lastiklerin
motosikletin en önemli aracı olduğunu;
Yumuşak
bileşimli lastiklerin ısındıkça yere yapışıp kavrama gücünü arttırdığını;Ancak
lastikler aşırı ısınmaya başladığında, hız arttığında yada viraja girildiğinde
kayma tehlikesinin arttığını;
Lastiğin
yapımında çok sert bileşimler kullanıldığında lastiğin aşınmasının önlenmiş
olduğunu ancak lastiğin yolu kavrama gücünün azaldığını
İlkyardım
Gerektiren Diğer Durumlar*
Hazırlayan : Ankara Tabip Odası İlkyardım Komisyonu
Kalp Krizi
Şiddetli göğüs ağrısına şok belirtileri eklenen bir kişinin kalp krizi geçiriyor
olabileceği düşünülmeli, sakinleştirilmeli, oturtulmalı ve nakledilmelidir.
Yüksek Ateşe Bağlı Havale
Genellikle iltihabi hastalıklar arasında yükselen ateşe bağlı olarak küçük
çocuklarda ortaya çıkar. Beyin hücrelerinin yüksek ısıda normal çalışmayıp
kontrolsüz emiriler iletmesi sonucu bilinç kapanıp, titreme-kasılmalar ortaya
çıkar. Çocuğun üzerinin soyulması, ıslak havlularla serinletilmesi ya da
yıkanması yoluyla ateşi düşürülerek havale durdurulabilir.
Sara-Epilepsi Nöbeti
Doğuştan ya da sonradan ortaya çıkabilen, bir grup beyin hücresinin düzensiz
emirler üreterek beyinin çalışmasını geçici olarak bozması ile oluşan bir
durumdur.
Bilinç kaybı, idrar kaçırma, çenenin kilitlenmesi, adalelerde kasılmalar
görülür. Nöbet sırasında solunumda bozularak ağızdan köpüklü tükürük akar.
Kendiliğinden düzelene
kadar kişinin dilini ısırması ve başını bir yere çarpması engellenir. Bu amaçla
dişler arasına rulo yapılmış bir kumaş parçası ya da mendil konur. Baş iki el
ile kontrol altına alınır, altına yumuşak destekler konur. Nöbetin sonlandığı
görülünce hasta nakledilir.
Hıçkırık
Göğüs ve karın boşluğunu ayıran solunumda rol alan diafram adlı adelenin
düzensiz kasılmasıyla ortaya çıkar peşpeşe ve uzun süre devam eden hıçkırık
solunumu aksatır ve kişiyi rahatsız eder. Soluğunu bir süre tutturmak ya da su
içirmek düzelmeyi sağlayabilir. Başarılı olmazsa bir torba yada poşet içindeki
hava kısa süre solunarak hıçkırık sonlandırılabilir
|