|

Yüce Türk Milleti!
Lozan Antlaşması'nın 82. yıldönümünde, Türkiye'den Lozan'a gelen
KKTC 1.Cumhurbaşkanı, siyasal parti temsilcileri, eski
milletvekilleri, üniversite rektörleri, dekanlar, profesörler,
emekli generaller ve subaylar, işçi ve kamu emekçisi
sendikalarının, meslek odalarının ve demokratik kitle
örgütlerinin yöneticileri, sanatçılar, işadamları, yurtsever
aydınlar ve Avrupa'da çalışan Türklerin temsilcileri olarak,
Lozan Antlaşması'nın gerçekleştirildiği kürsüden bütün dünyaya
ilan ediyoruz: Yüce Türk Milleti!
Lozan Antlaşması'nın 82. yıldönümünde, Türkiye'den Lozan'a gelen
KKTC 1.Cumhurbaşkanı, siyasal parti temsilcileri, eski
milletvekilleri, üniversite rektörleri, dekanlar, profesörler,
emekli generaller ve subaylar, işçi ve kamu emekçisi
sendikalarının, meslek odalarının ve demokratik kitle
örgütlerinin yöneticileri, sanatçılar, işadamları, yurtsever
aydınlar ve Avrupa'da çalışan Türklerin temsilcileri olarak,
Lozan Antlaşması'nın gerçekleştirildiği kürsüden bütün dünyaya
ilan ediyoruz:
ABD yönetimi ve onun dünya efendiliği iddiasına hizmet eden bazı
devletler; milletimizin Büyük Devrimci Mustafa Kemal Atatürk
önderliğinde İstiklâl Savaşı'yla kazandığı ve Lozan'da İsmet
Paşa'nın başkanlığındaki Türk Heyetinin bir antlaşma ile onlara
onaylattığı bağımsızlığımızı, egemenliğimizi, millî birliğimizi,
toprak bütünlüğümüzü ve ekonomik gelişme olanaklarımızı yeniden
elimizden almak için harekete geçmişlerdir. Bizi millî
devletimizden yoksun bırakma; milletimizi etnik gruplara,
mezheplere ve cemaatlere bölme; Türk Devrimi'ni yıkma ve Türk
Ordusu'nu kriz bölgelerine ve özellikle komşularımıza karşı
müdahale gücü olarak sürme amaçlarını eylemli olarak ortaya
koymuşlardır. Bu planlarını, Türkiye devletini Avrupa Birliği
kapısında çarmıha gerdikleri koşullarda uygulamaya
çalışmaktadırlar.
Ancak, binlerce yıllık geleneği olan kahraman Türk Ordusunu bu
emellerine alet edemeyeceklerdir.
Lozan'dan bu uğursuz planın asıl sahibi ABD emperyalizmine ve
işbirlikçilerine bayrak gösteriyor ve meydan okuyoruz:
Elimizden almak istediğiniz her şey, yine sizlerin
girişimlerinize karşı 1914-1922 arasında dökülen şehit kanları
pahasına ve ulusal bir mücaadele sonucunda kazanılmıştır. Ve
eğer bu emellerinizde ısrar ederseniz, ülkemizi her koşulda
kanımız ve canımızla yine savunacağımızdan hiç şüpheniz olmasın.
Türk milleti, yekvücut olarak, emperyalizme karşı Mazlum
Milletlerin ilk kurtuluş savaşını vermiş ve geçtiğimiz yüzyılda
da ulusların özgürlük hareketinin öncüsü olmuştur.
Türk ulusu olarak bu eşsiz tarihsel birikimimizle, diri ve
bilgili insan kaynaklarımızla, dağlarımız, ormanlarımız ve
denizlerimizle, canımızla malımızla, vatanımızı ve Kemalist
Devrimi savunmaya hazırız. Varlığımız, Türk varlığına ve
insanlık varlığına armağan olsun. Milletimizin bağımsız ve özgür
yaşama iradesini, bizi mecbur bıraktığınız için bu kez de
Avrupa'nın göbeğinden bütün dünyaya ilan ediyoruz:
Lozan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin varoluşunun
teminatıdır, tapusudur, nüfus cüzdanıdır.
Lozan Antlaşmasına dokunamazsınız!
Washington'dan insanlığa karşı yeni bir Haçlı Seferi
başlattıklarını ilan edenler, "Küreselleşme çağında millî
devletlerin ömrü bitmiştir" fermanını buyurmuşlardır. Oysa bu
tehdit de gösteriyor ki, millî devletlerin çağı esas şimdidir.
Devletler bağımsızlık, milletler özgürlük, halklar refah ve
barış istiyor. Hiçbir güç, bu akımın karşısında duramaz;
duramayacaktır!
Bize, 'Toprağınıza tütün dikemezsiniz, pamuk ekemezsiniz, tarım
ve hayvancılığınızı destekleyemezsiniz, fabrikalarınızda şeker,
iplik, demir, çelik vb üretemezsiniz; madenlerinizi
işleyemezsiniz; Türk Telekom, Tüpraş, Erdemir gibi stratejik
öneme sahip ülkenizin büyük kuruluşlarını özelleştireceksiniz'
diyenlere, bize Avrupa kapısında dayatılan bu esaret programına,
bizi ABD güdümünde bir mafya-tarikat rejimine mahkûm etmek
isteyenlere, Lozan kürsüsünden red cevabı veriyoruz.
Ülkeleri parçalamak için etnik ayrılıkçılığı, dinsel yobazlığı
ve uluslararası terörü kışkırtmakta ve kullanmakta olan ABD
emperyalizmi, dünya hegemonyası için, Yugoslavya'dan sonra
Irak'ı da parçalamış ve işgal etmiş, Afganistan topraklarına
girmiştir. Stratejik hedef olarak belirlediği Asya'nın merkezini
ele geçirmek ve enerji hatlarını denetim altına almak için,
İsrail'le ve Türkiye'nin tepesindeki iktidar sahipleriyle
iş-birliği yaparak, Irak'ın kuzeyinde Kukla bir devlet
kurmuştur. Bu Kukla devlet, yalnız bölge ülkelerinin toprak
bütünlüğünü değil, bütün Asya ve Avrupa ülkelerini tehdit eden
bir fesat üssüdür.
Avrupa devletleri, bugün bunu anlamasalar da, Türkiye'nin ve
komşularının bütünlüklerinin Avrupa için ne kadar büyük bir önem
taşıdığını bugün göremeseler de, biz Türkiye, Irak, İran ve
Suriye olarak, kendimizi savunacak güçteyiz. Irak batağına
saplananlar, o bataklıkta kuşatılmışlardır ve boğulacaklardır.
Hangi koşulda olursa olsun, Türk Ulusu olarak toprak
bütünlüğümüzü ve milli birliğimizi savunacağımızdan kimsenin
kuşkusu olmasın.
Kıbrıs, Washington'un, Fas ve Moritanya'dan Afganistan ve
Pakistan'a kadar uzanan 24 ülkenin haritasını değiştirme
iddiasıyla sahnelediği 'Kuzey Afrika ve Genişletilmiş Ortadoğu
Projesi (GOP)' nde merkezi bir öneme sahiptir. ABD'nin amacı,
Kıbrıs'ı yalnız Türkiye'ye değil, bütün Ortadoğu'ya karşı bir
saldırı üssü haline getirmek ve bunun da ötesinde Rusya, Orta
Asya ve Çin'i hedef alan bir sıçrama tahtası olarak
kullanmaktır.
Kıbrıs Adası'nda uluslararası antlaşmalardan doğan haklarımız
vardır. Bu haklarımızın korunması devletimizin güvenliği
açısından vazgeçilmez önemdedir. Ayrıca, Türkiye olarak,
insanlığın Kuzey Kıbrıs'tan Kuzey Irak'a uzanan ön cephesinde,
yalnız vatanımız için değil, barış isteyen bütün dünya halkları
ve devletleri için büyük bir mücaadele veriyoruz. Bu cephede
Türkiye'yi destekleyen herkes, kendisini desteklemiş olacaktır.
Lozan'dan ilan ediyoruz: KKTC' ye dokunamazsınız!
İngiliz, Fransız ve Çarlık Rusyası emperyalistleri, Birinci
Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'ni paylaşmak ve parçalamak
istediler. 1915 yılında bizi arkamızdan vurmak için Ermeni terör
çetelerini; yine aynı tarihte Çanakkale'de Avusturalya ve Yeni
Zelanda'nın zavallı insanlarını ve 1919 yılında Yunanistan'daki
krallık rejimini üzerimize sürdüler. Türk milleti, emperyalizmin
ateşe attığı kukla güçlere karşı 1914' ten, 1922 yılına kadar
soykırım değil, vatan savunması yapmıştır.
Vatan savunması, en yüksek insan hakkıdır. Suçlu olanlar, bugün
olduğu gibi emperyalist devletler ve onların güdümündeki
güçlerdir. Nitekim, kurultayımızda şu tarihi gerçekler tüm
katılımcılarca ayakta, yüksek sesle tekrarlanmıştır:
“ Ermeni soykırımı, uluslararası bir yalandır.”
“ Ermeni soykırımı, tarihsel bir yalandır.”
“ Biz vatanımızı savunduk.”
“ Yalanlarınızı Lozan'dan yüzünüze çarpıyoruz.”
Lozan'dan bütün dünyaya ilan ediyoruz:
Fener Patriği'nin Ekümenik ilan edilmesi yoluyla,
İstanbul'umuzun yeniden Bizanslaştırılmasına ve ikinci bir
Vatikan yaratılmasına asla izin verilmeyecektir.
Asya'dan yeni bir uygarlık yükselmektedir. Güneş, yeniden
Doğudan doğmaktadır. Ufukta ışıkları görülen bu uygarlık,
dünyayı yıkıma götüren sizin sisteminizin bir tekrarı
olmayacaktır. Asya tarihinin birlikte yaşama kültürü, büyük kamu
projeleri, halka hizmet, gönül birliği ve güçbirliği
gelenekleri, yükselen yeni uygarlıkla birlikte yeniden tarih
sahnesine çıkmaktadır.
Lozan'dan bütün dünyaya ilan ediyoruz:
Türkiye, Avrasya'nın ön cephesi ve öncülerinden biri olarak, 20.
yüzyılın başında Mazlum Milletlerin kurtuluş savaşlarını
başlattığı gibi, 21. yüzyılın başında da, yeni uygarlığın
kuruluşunda üzerine düşeni yapacaktır.
ABD'nin 'GOP' dediği projede göreve hazır olduğunu itiraf eden
tepemizdeki işbirlikçileri iktidardan indireceğiz ve Atatürk'ün
"Yurtta ve dünyada barış"a hizmet eden, bağımsız, halkçı,
milliyetçi ve devrimci cumhuriyetini yaşatacağız!
Bu tarihi insanlık görevini yerine getireceğimize hep
birlikte yemin ediyoruz...
Ulu Önder Mustafa Kemal'in dediği gibi “Türkiye Cumhuriyeti'ni
Kuran Türkiye Halkına Türk Milleti Denir.”
Ne Mutlu Türküm Diyene...
Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen alsancak...
|